Şenliler, 'Muhsin Yazıcıoğlu Bir Vefa Adamıydı'

Şenliler, 'Muhsin Yazıcıoğlu, kelimenin tek anlamıyla bir vefa adamı bir dosttu. Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi millete hizmet etmek için yapardı. Muhsin Yazıcıoğlu, siyasete egemen olmuş tiranların, siyasete egemen olmuş baronların, siyaset tüccarlarının elinden almak, Anadolu insanının hak ettiği yere ulaşması adına, onların dertlerine çare bulmak adına siyaset yapan bir insandı.'
Yayınlanma tarihi: 26 Mart 2018, Pazartesi günü, saat: 15:13

Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selahhattin Şenliler, Büyük Birlik Partisi kurucusu ve Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazasıyla hayatını kaybetmesinin 9'uncu seneyi devreyesi sebebiyle bir basın açıklaması yaptı.

Şenliler yaptığı basın açıklamasında şunları kaydetti: "Muhsin Yazıcıoğlu'nun yokluğu 9 senedir Türkiye'de yaşanan hadiselere baktığımız zaman onun nasıl bir siyasi aktör olduğu, vatanı ve milleti için muarazalı kesimler tarafından da fikirlerine itibar edilen bir insan olduğunu ortaya koymaktadır. Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir devlet adamı, siyaset adamı, fikir adamı değil milletin gönlünde taht kurmuş, yedisinden yetmişine bütün siyasi kademenin her noktasında bulunan sağdan ve en soldaki unsura kadar siyasi yelpazenin her kademesinde takdir toplayan ve 'Muhsin Yazıcıoğlu söylüyorsa doğru söyler, o yapıyorsa doğru yapıyordur, onun yaptığı işler memleket hayrınadır, o ülke ve memleket aleyhine herhangi bir iş yapmaz' diye ortak bir haydaya ulaşılmış ortak bir değerdi. Bunu bu gün çok daha iyi anlıyoruz.

Dün Tacettin Dergahında binlerce kişi vardı. Gerek hafta sonu olması gerek onun vefatının 9'uncu seneyi devriyesinde hala davasının aydınlığa kavuşturulmamış ve bizim şahadet süreci dediğimiz helikopterin düşerek içindekilerle birlikte Muhsin Başkanın şehit olduğu hadisenin aydınlığa kavuşturulmamış olması, hukuki bir sonuca kavuşturulmamış olması toplum vicdanında büyük bir tepkiyle karşılandığını da göstermektedir.

Muhsin Başkan ve arkadaşlarının 9 yıl geçmesine rağmen davasının hala sürüncemede kalması, unutturulmak istenmesi, üzerinin örtülmek istenmesi akıllara değişik şüpheler getirilmektedir. Ve onu hayatında hiç tanımamış, görmemiş pek çok insanın da onunla ilgili bir takım düşünceler ve fikirler edinmesine de bu anma toplantıları vesile oluyor. Muhsin Yazıcıoğlu, ortak bir değerdir. Tıpkı milletlerin kanaat önderleri vardır her türlü siyasi mülahazadan uzak toplumu kucaklayan, toplumun bütün katmanlarına bütün renklerine hitap eden ve onların ortak paydası noktasına gelmiş olan değerler vardır işte Muhsin Yazıcıoğlu da o değerlerden bir tanesi olmuştur. Muhsin Yazıcoğlu'nun yokluğunu her geçen sene daha da ağır bir şekilde hissediyoruz.

Gerek üniversite öğrenciler yıllarındaki beraberliğimiz gerekse siyaseten onun kurmuş olduğu Büyük Birlik Partisi'ne ilk adımı atarak 'ben varım' diyenlerden biri olma bahtiyarlığına erişmiş bir insanım. Muhsin Yazıcıoğlu bir vefa adamıydı bir dosttu. Eğer Muhsin Yazıcıoğlu gibi bir arkadaşınız, dostunuz var ise gece saat iki de telefonu kaldırıp 'Başkanım şöyle bir derdim var' diyebileceğiniz ve o derdinize de mutlaka çare aranacağını bildiğiniz bir dostunuz var demektir. Bu çok ütopik gelebilir çok abartılı gelebilir ama gerçek bunun ta kendisidir. Onun için Muhsin Yazıcıoğlu toplumun ortak değeri olmuştur. Sağlığında yüzde bir buçuk iki oy alan Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenazesinde milyonların olması, toplumun bütün renklerinin orada bulunması, meyhanedeki sarhoştan, ateistine, derviş gazisinden, Alperen'ine kadar, Ülkücüsünden muhafazakârına kadar toplumun bütün siyasi görüşündeki insanların onu ortak değer olarak kabul etmeleri bundan dolayıdır.

Muhsin Yazıcıoğlu, kelimenin tek anlamıyla bir vefa adamı bir dosttu. Muhsin Yazıcıoğlu, siyasi millete hizmet etmek için yapardı. Muhsin Yazıcıoğlu, siyasete egemen olmuş tiranların, siyasete egemen olmuş baronların, siyaset tüccarlarının elinden almak, Anadolu insanının hak ettiği yere ulaşması adına, onların dertlerine çare bulmak adına siyaset yapan bir insandı. Muhsin Yazıcıoğlu'nun banka hesabı olduğunu bilmiyorum. Partinin mali işlerine baktım yıllarca, onun döneminde de mali işlerin yardımcılığını yaptım ama onun bir banka hesabı olduğunu bilmem. Cebinde harcayacağı günlük harçlığının dışında parasının olduğunu bile bilmem. Muhsin Yazıcıoğlu, dünya malına dünya nimetlerine itibar etmeyen, dünyalık makam peşinde koşmayan, sadece ve sadece millet hizmet etmeyi kendisine ilke edinmiş bir dava adamıydı.

Kendisine yapılan çok teklifleri bilirim. Refah-Yol döneminde, önceki ve sonraki dönemlerde kendisine hangi tekliflerin yapıldığını ve bu teklifleri elinin tersi ile iterek 'ben ancak milletime hizmet ederim' diyerek reddettiğini iyi bilirim. Kendisine altın tepsi ile getirilen bakanlık, başbakan yardımcılığı tekliflerini dahi 'bu iktidara makam için destek verdiler' denilmesini istemediği için reddettiğini çok iyi birim.

Onun vefatının 9'uncu seneyi devriyesinde şunu söylüyorum, devletin namusu adalettir. Ve maalesef 9 senedir Türkiye Cumhuriyeti Devletinin namusu Keş Dağları'nda karlar altında hala yatmaktadır. Hala rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu davasının çözülmemiş olmaması, adaletin tecelli edip de milli vicdanının huzur bulmamış olmamasının karşılığı bu sözlerdedir. Onun için devleti yönetenlere, siyasi iktidara, parlamento üyelerine, yargı mensuplarına buradan bir kere daha sesleniyorum, devlet karlar altında kalmış olan namusunu temizlemek zorundadır. Bu leke devletin alnına sürülmüş bir lekedir. Bunun bir an evvel bütün açıklığı ile hiçbir şüphe kalmaksızın toplum vicdanında, insanların kafalarında, kalplerinin bir kenarında toplu iğnesi kadar şüphe kalmaksızın bu davanın açıklığa kavuşturulması, sonuçlandırılması gerekmektedir, Alperenler olarak, ülkücüler olarak, onu sevenler olarak, Türk milleti olarak bunu beklemekteyiz.

Geldiğimiz dış politikadaki hususlar, en son yaşanan Suriye'deki Afrin harekatı ve Kuzey Irak'ta bölücü terör örgütlerine karşı yapılan operasyonlar rahmetli Muhsin Başkan'ın, Habur'daki rezaleti de teröristlerle yapılan pazarlıkların nasıl vahim sonuçlar doğuracağına yönelik ifadelerinin bu gün nasıl gerçekleştiğini tezahür ettiğini göstermektedir.

Rahmetli teröristlerle müzakere olmaz, mücadele olur derdi. Türk milletinin varlığına, birliğine, geleceğine, istikbaline yönelik olarak yapılan her türlü tehdit anında söndürülmeli, anında yok edilmeli derdi. Bu gün o noktadayız, bu gün onun dedikleri tek tek hayata geçirilmektedir, yapılmaktadır.

Ben kendisini onun bir yol arkadaşı olarak, onun bir ev arkadaşı olarak, onunla ceza evinde yatmış kader arkadaşı olarak, onunla siyaset yapmış bir yol arkadaşı olarak 9'uncu seneyi devriyesinde özlemle, rahmetle anıyor. Ve onun yokluğunu 'siyasi öksüz' olarak kendimi tanımlıyor, ifade ediyorum.

Evet Alperenler, siyasi öksüzdür. Ama milletlerin binlerce yıla uzayacak olan tarihlerinde böyle mümtaz şahsiyetler kilometre taşı gibi kendini gösterir, yoldaki ışıklar gibi gösterir. Onların fikirleri gelecek nesillere ışık olur. Bilge Kaan gibi, Selçuk Bey gibi, Tuğrul Çağrı Beyler, Alparslan gibi, Fatih gibi, Atatürk gibi, daha başka fikir ve sanat adamlarımız, dâhilerimiz, ilim adamlarımız gibi topluma yol gösteren ışıklar vardır. Gökteki yıldızlar gibidir, Muhsin Yazıcıoğlu da o yıldızlardan bir tanesiydi., Milletin gönlünde ebediyete bir ışık olarak intikal etti. Mekanı cennet, ruhu muazzez olsun diyor ailesine ve sevenlerine bir kere daha baş sağlığı diliyorum."

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.
Lütfen yorumunuzu yazarken hakaret ve küçük düşürücü ifadeler kullanmamaya özen gösteriniz.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 5 = ?

 
haber yazılımı: buki