Şenliler, 'İran'la Kader Birlikteliğimiz Var'

Şenliler, 'Gezi olaylarının müsebbipleri kim ise arkasında kimler varsa, kimler Gezi olaylarını tezgahlamış ve Türkiye'de bir isyan provası haline getirmiş ise bu gün İran'da da aynı ekibin, aynı zihniyetin, aynı merkezlerin iş başında olduklarını görmekteyiz.'
Yayınlanma tarihi: 04 Ocak 2018, Perşembe günü, saat: 16:32

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Şenliler, İran'da yaşanan olayların Türkiye'nin 2013 yılında yaşadığı Gezi olaylarından farksız düşünülmemesi gerektiğini belirterek; "Gezi olaylarının müsebbipleri kim ise arkasında kimler varsa, kimler Gezi olaylarını tezgahlamış ve Türkiye'de bir isyan provası haline getirmiş ise bu gün İran'da da aynı ekibin, aynı zihniyetin, aynı merkezlerin iş başında olduklarını görmekteyiz" dedi.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Şenliler, İran'da yaşanan olayları değerlendirdiği açıklamasında Türkiye ile İran'ın yüzyıllar öncesine dayanan dostluk ilişkileri ve ülke nüfusunda önemli bir yere sahip olan Azerbaycan Türkleri'nden bahsetti. 

Bir kader birlikteliğimiz var...
"Türkiye ile İran arasındaki tarihi münasebetler bu iki kadim milletin ve devletin bir biri ile aynı kaderi paylaştığını bu coğrafyada aynı ülkeler etrafında sevinip, aynı idealler etrafında kederleneceği bir kaderi birbirlerine mecbur bırakmaktadır" diyen Şenliler, 1635 yılında Sultan IV. Murat zamanında imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşmasından bu güne kadar Türkiye ile İran arasında ciddi hiçbir problem yaşanmadığına dikkat çekti. Yaklaşık 300 senedir dostane bir ilişki, dostane bir anlayışla bu iki millet, bu iki devlet bir arada ortak kaderi paylaşmak gibi bir mecburiyeti hayata geçirdiklerini vurgulayan Şenliler, oluşan dostluğun dünyada eşi benzerinin bulunmadığını söyledi.

İran'daki Türk nüfusu
İran'ın nüfusunun yarıdan fazlasının Türk olduğunu hatırlatan Şenliler, şunları aktardı: "Kuzey İran özellikle, Güney Azerbaycan dediğimiz bir bölgedir. Ve nüfusunun yarıdan fazlası Türk'tür, Kaşgay Türkleri vardır, Azeri Türkleri vardır.  Türkçe konuşan bir ülkedir İran. İran'a sınırdan girdiğiniz andan itibaren Türkçe konuşarak Afganistan'a kadar gidebilir, Türkçe konuşarak bütün ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Bu kadar iç içe olan, yakınlığımız olan bir ülkeyiz İran'la Türkiye".

Şah dönemine benzetmek yanlışlık olur
Selahattin Şenliler, İran'da meydana gelen olayların 1979 yılında Şah döneminde meydana gelen olaylara benzetmenin şekil itibari ile doğru ama muhteva itibari ile kesinlikle yanlış olduğunu vurguladı.

Şenliler; "Zira Şah dönemindeki yansıyan milli irade emperyalist batının kuklası durumunda bulunan Rıza Şah Pehlevi ve onun ailesi, etrafındaki Şahdur Bahtiyar gibi o zamanki İran Başbakanı ve İran Şahı'nın halkına uygulamış olduğu despotik idareye karşı halkın bir isyanıydı ve bu Humeyni önderliğinde İran devrimini meydana getirmişti. Bu günkü hadiseye 1979 İran devrimine bağlamak doğru değildir" diye konuştu.

Gezi ve İran benzetmesi
İran'da yaşanan hadiseleri Türkiye'deki 2013 yılında yaşadığı gezi olaylarından ayrı düşünmenin mümkün olamayacağını kaydeden Şenliler, şunları kaydetti: "Gezi olaylarının müsebbipleri kim ise arkasında kimler varsa, kimler Gezi olaylarını tezgahlamış ve Türkiye'de bir isyan provası haline getirmiş ise bu gün İran'da da aynı ekibin, aynı zihniyetin, aynı merkezlerin iş başında olduklarını görmekteyiz. İran, konumu itibari ile sahip olduğu yer altı yer üstü servetlerinin (Doğalgaz, petrol vs...) çeşitliliği itibari ile ve ayrıca coğrafi olarak özellikle Orta Asya'nın Akdeniz'e inen enerji koridorunun da kenarında bulunması hasebiyle çok stratejik ve önemli bir ülkedir. Kamdı ki İran bu stratejik öneminin yanı sıra nükleer gücünü kendisi üretebilen, nükleer silah üretme kapasitesine sahip olan ve bunun da Batı'nın özellikle emperyalist ülkelerin, başta Amerika, İsrail olmak üzere büyük bir endişe ile takip ettiği bir ülkedir. İran, bilimde, sanatta, özellikle savunma teknolojisinde ciddi adımlar atmış bir ülke olarak biliyoruz.

Bizim İran'la yüz yıllardan beri iyi komşuluk ilişkileri bulunan, sınırları değişmemiş olan esaslı bir ihtilafı olmamış olan bir geçmişimiz vardır. Özellikle yüz yıllar boyu İran'ı yöneten Türk hanedanlar olmuştur. En son Farisi'lerin 1900 yıllarda yönetimin başına geldiği döneme kadar İran'da Türk hanedanları hep hükümdar olmuşlardır. Akrabalık bağlarımız vardır. Yarısından fazlası Türk olan bir ülkeden bahsediyoruz.

Bizim İran'daki olaylara karşı bir endişemiz vardır. İran'daki olaylar istikrarlı bir devlet geleneğine sahip olan Müslüman bir ülkenin karıştırılması ve enerjisini içe dönük olarak harcamasını arzu eden emperyalist güçlerin bir oyunu olarak görmekteyim.

Ben inanıyorum ki İran'da da basiretli, sağduyulu devlet yöneticileri vardır. Halktaki haklı istekleri görmezden gelmezler. Çünkü ne İran 1979'un İran'ıdır, ne Türkiye 1979'un 12 Eylül'ün Türkiye'sidir. Çağımız gelişmiştir, insanlar arasında son derece süratli bir iletişim ağı vardır. Haberleşmenin bu kadar yaygın olduğu, iletişimin bu kadar zirveye çıktığı gizli kapaklı işlerin olmadığı, insanların taleplerinin, bireysel özgürlüklerin, geleneklerin, demokratik uygulamaların toplumun bütün katmanlarına yayıldığı, benimsendiği, istendiği noktalarda haklı isteklerden kaçmamak gerektiğini düşünüyorum."

Gevur sevinir  
Şenliler, olayların İran'da yaşayan Azeri Türklerinin kışkırtılmasına mahal vermemesi gerektiğinin de altını çizdi.

"Oradaki soydaşlarımızın, Azeri kardeşlerimizin bir bağımsızlık anlayışı ile gündeme gelip, harekete geçmelerini sağlayıcı bir takım kışkırtmalarla karşılaşabiliriz" uyarısında bulunan Şenliler; "İran'daki devlet adamları bana göre çok basiretli, çok ileri görüşlü ve olaya da çok ciddi yaklaşan bir anlayış içerisindeler. Yani hemen peşin peşin bunu Amerika çıkarıyor, bunun arkasında filan ülke var demek yerine bu insanlarla görüşelim yaklaşımı ile hareket ediyorlar. Bu da büyük devlet adamlığı vasfını taşımanın bir gereğidir. İran'daki  hadiselerin kısa zamanda sükuna ermesini arzu ediyorum. Çünkü İran bir Müslüman ülkedir, İran'la bir takım itikadi ve ameli hususlarda ayrı düşmüş olsak da Allahuekber diyen, minarelerinde ezan okunan bir millettir. Onlar da bizim gibi Kabe'ye gidip Hac ediyorlar, aynı Kur'an  inanıyorlar, dolayısıyla ortak müştereklerimiz çoktur. Bir Müslüman din kardeşimizin İran'da böyle karışıklar içerisinde olmasını çok da doğru bulmuyorum, iyilik getirmeyeceğini düşünüyorum. Türkiye'den de bu konunun hassasiyetle takip edildiğini düşünüyorum. İnşallah kısa zamanda olaylar sükunete kavuşur ve daha fazla gevuru sevindirmemiş oluruz. Bu olaylardan Amerika, İsrail seviniyor.

İran'daki bu iç karışıklar İsrail'in Hizbullah'ı zayıflatmak amacıyla Lübnan'a saldırmasının bir ön provası gibi değerlendirmek lazım. Çünkü İsrail'in, Lübnan'da çok ciddi bir rahatsızlığı var. Lübnan'da Hizbullah'ın hakimiyeti, Hizbullah'ın İsrail'e karşı tutum ve davranışları. Dolayısıyla İsrail'in Hizbullah'tan yediği darbenin intikamını almak üzere bir hazırlık içinde olduğunu düşünüyorum. Suudi Arabistan'ın da bu anlamda İran'daki karışıklıklarda dahili olabileceğini düşünüyorum. İran'daki karışıklıkların sükuna ermesi noktasında İran devleti ve hükümetine Türkiye'nin gerekli desteği sunmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum. İran'daki olayları bütün Ortadoğu'daki olaylardan bağımsız ve ayrı düşünmek mümkün değildir. Ortadoğu'da haritalar yeniden çizilmeye çalışılıyor, Ortadoğu'da etnik milliyetçiliğe dayalı küçük devletler, zayıf devletler kurulmak isteniyor. Bir Avrupa Birliği oluşurken, orada adına Birleşik Amerika denilirken kabile devletleri, kasaba devletleri oluşturulmak istenmesi bizim coğrafyamızda bize de İslam ümmetine de mazlum milletlere de zarar verir. İnşallah kısa sürede felaha erişeceğini düşünüyorum" diye konuştu.  

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.
Lütfen yorumunuzu yazarken hakaret ve küçük düşürücü ifadeler kullanmamaya özen gösteriniz.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

7 + 3 = ?

 
haber yazılımı: buki