‘Sahil şehri'nden ‘beton şehir'e

Kentsel dönüşüm süreciyle birlikte İstanbul geneli inşaat alanına dönüşürken, Ataköylüler bu sürecin dışında hayatlarına devam ediyordu
Yayınlanma tarihi: 06 Ağustos 2015, Perşembe günü, saat: 14:59

Kentsel dönüşüm süreciyle birlikte İstanbul geneli inşaat alanına dönüşürken, Ataköylüler bu sürecin dışında hayatlarına devam ediyordu, ta ki Ataköy sahilinde yıllardır kaderine terk edilmiş halde duran eski Ataköy Plajı arazisi fark edilene kadar... Ataköylülerin tüm mücadelelerine ve açtığı davalara rağmen şimdilerde bu arazide birbiri ardına yükselen 4 ayrı otel, rezidans ve konut projesi yer alıyor... "Sahil şehri" Ataköy'ün denizle bağı kopuyor. Şehrin dışında bir bataklıkken, İstanbul'un en değerli bölgelerinden biri haline dönüşen Ataköy'ün hikâyesi, 1950'lerin başlarında Adnan Menderes Başbakanlığındaki Demokrat Parti (DP) hükümeti ile başlıyor. Yüksek Mimar Deniz Şevki Kayabay'ın ifadeleriyle Ataköy'ün kuruluş hikâyesi şöyle:

DEMOKRAT PARTİ İLERİ GELENLERİ İÇİN PLANLANDI

DP, Emlak Bankası aracılığıyla burada modern bir yerleşim kurmaya karar verdi. Projede, DP ileri gelenleri olduğu kadar, orta sınıfı da barındıracak bir sahil şehri planlanıyordu. Sosyal tesisler, çarşılar, parklar, yürüyüş alanları yapılacaktı. Deniz kıyısı da burada oturanların kullanabilmesi için plaj olarak düzenlenecekti. Yurtiçinden ve yurtdışından mimar ve şehircilere, şehir planları ve bina modelleri yaptırıldı. Ataköy'ün ilk ve orijinal projesi, 1. ve 2. Kısım'dan oluşuyordu. İnşaatlar 1950'lerin sonlarına doğru başladı. Türkiye'de o yıllarda inşaat endüstrisi olmadığı için asansörlerinden banyo bataryalarına kadar ithal ürünler kullanıldı.

İTALYAN MİMAR PICCINATO İMZASI

İnşaatlar devam ederken 1960 ihtilaliyle DP hükümeti düştü. Birçoğu yargılanan ya da hapse düşen DP'liler, kendileri için Ataköy'de planlanan dairelere sahip olamadı. İnşaatı tamamlanan daireler, 1962'de satışa çıktı. DP ileri gelenleri için düşünülen apartman daireleri pahalı olduğu için satış süreci yıllar aldı. Ataköy 1. Kısım bir denemeydi. Buradaki deneyim ile 2. Kısım da bu arada planlandı. Planlamada ve uygulamada, Firuzan Baytop'la birlikte 20'ye yakın yerli mimar ve ünlü İtalyan mimar Prof. Dr. Luigi Piccinato da görev aldı. Ataköy'de yapılaşma öncesinde asırlık 3-5 ağaç vardı. Arazinin büyük bir bölümü çıplaktı. Emlak Bankası, Atatürk Orman Çiftliği'nden ziraat mühendislerini buraya çağırdı ve bölgenin yeşillendirilmesi için ağaç ve bitki seçimini onlara bıraktı. Bugün özellikle Ataköy 2. Kısım, ağaç ve bitki faunası açısından Türkiye'nin en zengin alanlarından sayılıyor. Ataköy genelinde kişi başına düşen yeşil alan 11.5 metrekare. 2. Kısım'da bu rakam 27 metrekare ile Avrupa standartlarının bile üstünde.

ATAKÖY... SAHİL ŞEHRİ

Ataköy, o zamana göre şehrin oldukça dışında olması nedeniyle bir banliyö semtiydi. Semti planlayanlar, burayı daha çekici hale getirmek için deniz kıyısını plaj olarak düzenledi. Ancak 1970'lerin sonunda Marmara'nın kirlenmesiyle Ataköy Plajı kullanılamaz hale geldi. Özal hükümetleri döneminde plaj kapatıldı. Tarihi Osmanlı baruthanesi yıkılarak, yerine Türkiye'nin ilk AVM'si Galleria inşa edildi. Ataköy'ün imar planı da değiştirildi ve "turizm alanı" ilan edildi. Yükseklik 70 metre olarak belirlendi. Sahildeki ilk otel de bu planlar esas alınarak inşa edildi. Bugün sahildeki büyük yapılar, hâlâ geçerli olan bu plana dayandırılarak yükseldi.

EMLAK KRALI YAFES ÖZTÜRK'E VERİLMİŞTİ

O dönem Emlak Bankası mülkiyetindeki eski Ataköy Plajı arazisinin işletim hakkı, "Emlak Kralı" olarak tanınan Yafes Öztürk'e verilmişti. Daha sonra Öztürk'ün sözleşme hükümlerine uymadığı gerekçesiyle Emlak Bankası'nca başlatılan hukuki süreç, 15 yıl sonra 24 Haziran 2008'de sonuçlandı. Emlak Bankası'nın gayrimenkullerinin TOKİ'ye devredilmesiyle arazinin mülkiyeti TOKİ'ye geçmiş oldu. TOKİ bundan sonra sahildeki kamping, motel ve benzin istasyonu gibi işletmecileri tahliye edip araziyi 4 parsele bölerek buraları satışa hazır hale getirdi. Ataköy sahilindeki bu 4 parsel,TOKİ tarafından yapılaşmaya açıldı. Arazinin Ayamama Deresi tarafında kalan 181 No'lu parseli, 125 bin metrekare büyüklüğünde. TOKİ tarafından 2008 yılında 850 milyon TL'ye Sinpaş A.Ş.'ye satıldı. Sinpaş A.Ş. de 2012'de, 1 milyar 100 bin dolar karşılığında (O dönem için 2.5 milyar TL) Katarlı bir şirkete sattı. Firma, Haziran 2013'te bu parselin tamamının yapılaşması için kat karşılığı bir yerli inşaat şirketiyle anlaştı. Bakırköy Belediyesi, 3 Aralık 2013'te inşaata ruhsat verdi. Proje, Aralık 2014'te arazideki tüm ağaçların kesildiği haberleriyle gündeme geldi. Şu anda bu parselde 5 yıldızlı bir otel, 8 rezidans bloku ve bir mescit inşa ediliyor.

TOKİ'DEN 65.7 MİLYON LİRAYA SATIN ALINDI

Bu parselin hemen yanındaki 182 No'lu en küçük parsel ise 14 bin 893 metrekare. 18 Nisan 2012'de KazakRus ortaklığı olan bir başka şirket tarafından TOKİ'den 65.7 milyon TL'ye satın alındı. Hemen projelendirilen arazi için 10 Mayıs 2012'de Bakırköy Belediyesi'nden inşaat ruhsatı çıktı. Bu arazi de önde otel, arkada rezidans inşaatları tamamlanarak Mart 2015'te hizmete açıldı.

MÜHÜR SAVAŞLARI

160 No'lu üçüncü parsel ise 59 bin 800 metrekare büyüklüğünde. Bu parselde tarihi baruthane binaları yer alıyor. Baruthane yapılarının aslına uygun restorasyonu, anıt ağaçların korunması şartıyla Temmuz 2010'da yıllık 6 milyon liradan 49 yıllığına kiralandı. Ardından, koruma kurulunun yapı izni verilemeyeceği kararı üzerine yürütmeyi durdurma kararı alındı. Ancak 5. İdare Mahkemesi kararı kaldırınca mühür söküldü. Sonra Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu, tarihi eserler bakımından inşaatı yeniden mühürledi. Mühürleme-sökme işlemleri bugün de devam ediyor...

DÖRDÜNCÜ PROJE TESLİMATA HAZIR

Ataköy Plajı'nın Galleria tarafındaki 174 No'lu son parseli ise 77 bin 272 metrekare büyüklüğünde. TOKİ tarafından hasılat paylaşımı esasıyla bir inşaat ortaklığına verildi. Ortaklık, 1 Aralık 2011'de inşaat ruhsatı aldı. Proje bitmek üzere. Ataköy sahilindeki tüm projelerin yasadışı uygulamalarla hayata geçirildiğini öne süren Yüksek Mimar Deniz Şevki Kayabay, bunları şöyle sıralıyor:

‘REZİDANS DAİRELERE ‘TURİSTİK TESİS' KAMUFLAJI'

"Ataköy Sahili, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İBB 1/5000 imar planlarında tamamen turistik bölge olarak görünüyor. Yapılan binalar ‘apart otel' adı altında turistik gibi gösterilip ‘rezidans' veya ‘konut' olarak satılıyor. Ataköy Sahili'nde inşaat ruhsatları gerçek kıyı kenar çizgisi gözetilerek verilmedi. Öyle yapılmış olsaydı bugün bu dev binaların, Ataköy sahilinde inşa edilmeleri mümkün olmayacaktı." Kayabay, "Aralarında 300-500 yıllık çınar ve sakız ağaçlarının da olduğu 500 civarında ağaç yok edildi. Tüm sahiller kamuya ait ve halka açık olması gerekirken, şimdi projelerdeki mülk sahiplerine tahsis edilmiş oldu. Bu Anayasa'ya da aykırı" diyor.

‘ATAKÖY'ÜN DEĞİL TÜRKİYE'NİN KIYI MESELESİ'

Kaynar, "Ataköy'ün ‘kentsel sit alanı' olması için başvuruda bulunduk. Ancak bu teklifimiz anıtlar kurulunca kabul görmedi. Yapılan imar ve inşaat uygulamaları işgalden başka bir şey değil. Bu süreç, mülkiyet hakları, çevre ve şehircilik açısından yanlışlıklar ve yasadışılıklarla dolu. Bu sadece Ataköy'ün değil; İstanbul'un, Türkiye'nin kıyı meselesiydi" diye anlatıyor durumu.

DAİRE SAHİPLERİNE PLAJ ABONELİĞİ

Dündar Ercan da Ataköy'ün 50 yıllık sakinlerinden... Ataköy'ün bataklık halinden bugüne yaşadığı tüm değişimin içinde olan Ercan, şunları söylüyor: "Ataköy 1. ve 2. Kısım'la birlikte Ataköy Plajı da inşa edildi. Daire sahipleri olarak bizlere plajı ücretsiz kullanabilmemiz için abonmanlar verildi. Sonrasında yıllar boyunca hiçbir yapılaşma olmadı. Sinema ve tiyatro izlemek için tarihi baruthane binasına giderdik. Özal'dan sonra o binalar yerle bir edildi. Ben mimarmühendis biri olarak şimdi inşa edilen binaları görünce üzülüyorum. Dünya mimarisinde bir kural vardır. Kıyı şeridinde yatay binalar yapılır. Yüksek katlı binalar ise kıyının daha uzağındaki arazilere inşa edilir. Hem görüntüyü hem de denizden gelen hava akımını kesmemek için...

Bu inşaatlarda rant uğruna bütün kurallar altüst edildi. Devlet, o kıyıyı İstanbul halkına hediye etmeliydi."

‘ATEŞ ÜNAL ERZEN, ATAKÖY HALKININ YANINDA DURMADI'

ATAKÖY'de mücadele verenlerin başında İÜ Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayfer kaynar geliyor. Doğma büyüme Ataköylü olan Prof. kaynar, 2009 yılında Ataköy sahilindeki arazilerin tOkİ tarafından satışının gündeme gelmesiyle mücadelesini başlattı. Ataköylülerin de destek vermesiyle mücadeleyi "Ataköy 1. kısım koruma ve Güzelleştirme Derneği" çatısı altında devam ettirdi. Eylemlerin de etkisiyle tOkİ 2009 yılındaki satışları iptal etti, ancak kaynar fikrinden vazgeçmedi. kaynar, dönemin Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen'i de tüm satış ve inşaat sürecinin sessiz destekçisi olmakla suçladı.

Serkan AKKOÇ-GAZETE HABERTURK

Etiketler: ‘Sahil   şehri'nden   ‘beton   şehir'e  

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

4 + 3 = ?

 
haber yazılımı: buki