Güneşten korunurken sık yapılan 10 hata

Güneş koruyucuları plajda sürmek… Rastgele bir ürün seçmek… Ayak ve kulakları ihmal etmek… Bu alışkanlıklar güneşin zararlı etkilerinden korunduğunu düşünenlerin yaptığı hatalardan sadece birkaçı.
Yayınlanma tarihi: 11 Temmuz 2016, Pazartesi günü, saat: 11:04

Güneşin insan için çok sayıda olumlu etkisi olsa da, zararlı ultraviyole ışınlarından doğru şekilde korunulmadığı zaman güneş yanığı, erken cilt yaşlanması, lekeler ve cilt kanseri gibi pek çok önemli sorun kaçınılmaz oluyor. Peki ama güneşten korunmaya çalışırken hangi hataları yapıyoruz? Doğru sandığımız yanlışlar neler? Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Güneri, güneşten korunurken en sık yapılan 10 hataya dikkat çekti, doğrularını anlattı. İşte o hatalar:

Güneş koruyucuyu plajda sürmek: Güneşten korunmak isterken en sık yapılan hatalardan biri, güneş kreminin plajda sürülmesi. Çünkü kremin ciltten emilip koruyucu özelliğinin başlamasına kadar ortalama 30 dakikaya ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle en ideali kremi dışarı çıkmadan 20-30 dakika önce, mümkünse ayna karşısında ve giyinmeden önce sürmeniz. Koruyucu kremi yeterli miktarda sürmeye de özen gösterin. Sprey tarzındaki ürünleri uygulama sırasında solumayın, yüz ve vücut için krem veya losyon formunu tercih edin.

Güneş koruyucuyu rastgele seçmek: Güneş koruma ürünler; fiziksel, kimyasal ve ikisini de içerenler olmak üzere üç tipe ayrılıyor. Fiziksel koruyucular ciltte bariyer oluşturuyorlar. Yoğun güneşte kalmak zorunda kalındığında, alerjik veya hassas ciltlerde, çocuklarda ve hamilelerde tercih ediliyor. Aknesi olan kişilerin su bazlı güneş koruyucu ürünleri kullanmaları gerekiyor, yağlı ürünler gözenekleri tıkayıp, yeni sivilcelerin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor. Kuru cildi olanların ise cilde aynı zamanda nem sağlaması için krem formunu tercih etmelerinde fayda var. Lekelenmeleri olanlar da yoğun kapatma özelliği olan ve ten rengindeki SPF 50 fondöten tarzı dermo kozmetik özel ürünleri seçebilirler.

Deniz ve havuzda uzun süre vakit geçirenler, açık havada spor yapanlar ve terlemeye meyilli kişiler suya dayanıklı anlamında waterproof özelliği olan koruyucu kullanmalılar. Çünkü bu ürünler suda kalındığında veya ıslanıldığında koruyucu etkilerini 40-80 dakika sürdürebiliyorlar. SPF 30 içeren bir koruma ürünü ışınların yüzde 97 sini bloke ederken, SPF 50 yüzde 98’ini engelliyor. Bu nedenle 50 faktör üzerindeki güneş koruyucuları seçmek şart değil, çünkü koruma süresini uzatmıyor.

Düzenli aralıklarla sürmemek: Sabah sürülen bir güneş koruyucunun, gün boyu etkisinin devam ettiğini düşünmek yapılan en sık hatalardan biri. Oysa güneş koruyucuları ultraviyole ışınlarının yoğun olduğu dönemlerde 10-16 saatleri arasında 2 saatte bir uygulamak gerekiyor. Ayrıca havuza veya denize girildiğinde bu süreci beklemeyip, uygulamayı yenilemek şart.

Dudak ve göz çevresine özel bir ürün kullanmamak: Sanılanın aksine vücudumuzdaki diğer bölgeler gibi dudak ve göz çevresi de ultraviyole ışınlardan etkileniyor. “Dudakta, derimizdeki gibi koyulaşarak kendini koruma özelliği de olmuyor ve sürülen kremler SPF’li dudak kremi değilse çok çabuk etkisini yitiriyor.” uyarısında bulunan Güneri sözlerine şöyle devam ediyor: “Dudak bölgesi daha korunmasız olduğu için ürünlerin deriye göre daha sık tekrarlanması gerekiyor. Göz çevresi ise oldukça hassas bir doku olduğu için bu alan özel stick tarzı ürünlerle korunmayı gerektiriyor. Aksi taktirde krem buharlaşarak etkisini yitirebiliyor veya terle birlikte gözde yanma ile yaşarma ya da göz çevresinde ciltte kuruma ve hassasiyet oluşturabiliyor.”

Ayaklar, kol altları, ense ile kulakları ihmal etmek: Güneşten koruyucu uygulamasında ayaklar, kol altları, ense ile kulaklar ihmal edilebiliyor. Oysa bu alanlara da güneş koruyucu sürülmesi gerekiyor. Saçlar dökülmüşse sprey tarzında şeffaf bir güneş koruyucu kullanmak uygun olacaktır, bu ürünler rahatsız edici bir krem tabakası oluşturmayıp, yağlanma da yapmıyorlar. Lekelenme ve kırışıklar yaşı gösterdikleri için ellere de ara ara güneş koruyucu sürmeyi ihmal etmemek gerekiyor.”

Güneş koruyucu kremleri uzun yıllar kullanmak: Güneş koruyucu ürünleri paketi açmamışsanız 3 yıl içinde tüketilmelisiniz. Uygun koşullarda sakladığınız krem veya losyonları açtıysanız en geç bir sonraki yıl tüketmeniz gerekiyor. Ayrıca ısıyla etkileri azalacağı için ürünleri arabada veya güneş altındaki plaj çantasında tutmayın.

Evde veya arabada güneş koruma ürünü sürmemek: Güneş ışınlarının ultraviyole A dalgaları pencere ve perdeler ile araba camından geçiyor. Bu nedenle cildin yaşlanmasıyla ilgili cilt kanseri gelişimi açısından iç ortamlarda da etkileniyoruz. Dr. Güneri iç ortamlarda SPF’si 15 olan bir ürünün yeterli olacağını belirterek, “Ancak ürünün UVA korumasının da olduğuna dikkat etmeli. Evde terlenmeyeceği, suya girilmeyeceği için farklı teknolojiyle geliştirilmiş olan ve 8 saat gibi uzun süre koruyan ürünler de kullanılabilir” dedi.

Gölgede güneş kreminin gereksiz olduğunu düşünmek: Şemsiye altında olsak da ışınlar plajda kumlardan, ayrıca deniz ve havuz kenarında da sudan yansıyarak bize ulaşıyor ve ışınların yüzde 34’üne maruz kalıyoruz. Kapalı havalarda güneşi görmüyor olsak da zararlı UV ışınlarının yüzde 80 bulutlardan süzülüyor ve derimizi etkiliyor.

Bronzlaşınca koruyucuya ürünü bırakmak: Güneş altında yapılan hatalardan biri de, bronzlaşınca ürünü bırakmak… Bir başka önemli hata da koyu tenlilerin krem sürmemesi. Koyu tenlilerde cilt kanseri daha seyrek görülse de yine de koruyucu ürünleri kullanmalı ve riske girmemelisiniz. Çünkü bronzlaşma veya koyu ten güneş yanığını önlemeyeceği gibi, kronik olarak ışınların etkileri cildi yıpratıyor ve yaşlanma sürecini hızlandırıyor.

Vücut ürününü yüze de uygulamak: Yüz için kullanılan güneş koruyucu ürünler irritasyon yapmayan tarzda formüle edildiler. Yağ oranı akneye neden olmayacak düzeyde oluyor. “Eğer akne veya alerjiye yatkın bir cildiniz varsa, vücut ürünlerini yüzünüze kullanmamanız gerekiyor” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Güneri, “Çünkü alkol içeren sprey tarzı koruyucular yüz derisini kurutuyor ve egzamaya veya tahrişe neden olabiliyor. Bu yüzden cildiniz kuru ise krem, yağlı ciltler ise losyon tarzında ve su bazlı güneş koruyucuları tercih etmelisiniz” diye konuştu.

Sadece koruyucu kullanmak yetmez: Cilt yaşlanması ve cilt kanserinde; deride daha derine nüfuz eden ve tüm yıl ve gündüz saatlerinde devamlı maruz kaldığımız için ultraviyole A ışınının payı daha çok oluyor. Ultraviyole B ışınının ise cildi yaz döneminde ve özelikle de 10.00- 16.00 saatleri arasında etkilediğine dikkat çeken Güneri, “Güneş koruyuculardaki SPF oranı ultraviyole B koruyuculuğunu gösteriyor, bu nedenle kremin üzerinde ayrıca UVA koruyuculuğu da var mı kontrol etmemiz gerekiyor. Hiçbir güneş koruyucu ultraviyole ışınların tüm dalga boylarını bloke ederek yüzde yüz koruma sağlamıyor. Bu nedenle güneşli günlerde koruyucu giysiler, şapka ve gözlük, pencere koruyucuları gibi ek önlemler almamız da çok önemli” dedi.

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

2 + 4 = ?

 
haber yazılımı: buki