Bozdağ, 'Yargıda Yeni Dönem Başlıyor'

Bozdağ, '20 Temmuz 2016 Türk yargısı bakımından yeni bir dönemin başladığı gündür. Tarihi bir gün yargı bakımından milattır. Neden? Çünkü yeni dönem başlıyor yargıda. Yargıda yeni dönemin adı istinaf yargılamasının başlamasıdır. Cumhuriyet döneminde yargı alanında çok büyük reformlar yapılmıştır. '
Yayınlanma tarihi: 12 Temmuz 2016, Salı günü, saat: 14:25

Adalet Bakanlığı İş Yurtları Daire Başkanlığı tarafından Yozgat Cumhuriyet Meydanı'nda gerçekleştirilen İş Yurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı'nın açılışında bir konuşma yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, gelecek hafta itibariyle yargıda yeni bir dönemin başlayacağını belirtti.  

Terörle etkin bir mücadele yapıldığını vurgulayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Belki de cumhuriyet tarihinin terör örgütleriyle en kapsamlı en etkili ve sonuç alıcı mücadelesi yapılıyor. Bir mücadele yapılırken elbette orada gönül arzu etmemesine rağmen zaman zaman şehitlerimiz, gazilerimiz olabilir. Biz eğer bunlar olmasın diyorsak o zaman mücadeleyi bırakacağız. Teröristlere mi bırakacağız oraları? DEAŞ terör örgütüne mi bırakacağız? Bölücü PKK terör örgütüne mi bırakacağız? Bu topraklar bin yıldır bizim inşallah nice bin yıllar da bizim kalacak, kıyamete kadar da öyle olacak. Onun için de Türkiye’nin güvenlik güçleri, Türkiye’nin hükümetleri, yöneticileri bu vatan topraklarının bu topraklar üzerinde yaşayan evlatlarının herhangi bir tehlikeyle karşı karşıya kalması halinde gereğini yapmak onların birinci, asli vazifesidir. Terörle mücadele etmek, ülkemizin huzur ve güvenliğini sağlamak bizim birinci vazifemizdir. Ama maalesef pek çok ülke Türkiye’nin bu haklı mücadelesinde bizim yanımızda sözlerinde olduğu gibi duruşlarında durmuyorlar. Sözler başka duruşlar başka oluyor. Bakın terörle Türkiye etkin mücadele yapıyor, vize serbestiyeti çerçevesinde Türkiye’nin yapması gereken mükellefiyetler var, Avrupa Birliği diyor ki terörle ilgili tanımınızı değiştirin. Avrupa Birliğine üye ülkelerin kanunlarında da terör tanımı var. Onların kanunlarını incelediğimizde bazılarındaki terör tanımının bizim kanunlarımızdaki terör tanımından daha da kapsamlı olduğunu görüyoruz. Fransa’da bir saldırı oldu İnsan Hakları Sözleşmesinin maddelerini askıya alan yazıyı Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine gönderdiler. Türkiye bunu yaptı mı? Yapmadı. OHAL ilan etti mi? Etmedi. Ne yapıyor? Hukuk içerisinde terörle etkin ve kararlı bir mücadele yapıyor. Siviller zarar görmesin diye kılı kırk yararcasına bir titizlikle hareket ediyor. Bundan sonra da bu mücadelesini yapacaktır. Buradan bir kez daha ifade etmek isterim ki Türkiye’nin terörle mücadele kapasitesini zayıflatacak, azaltacak, zora sokacak herhangi bir kanuni düzenlemeyi Türkiye olarak yapmamız söz konusu değildir. Bırakın böyle bir şeyi bizimle konuşmaları da doğru değildir. Türkiye terör bitene kadar terörle mücadele kapasitesini daha güçlü hale getirerek daha etkili hale getirerek, daha netice alıcı hale getirerek adımlarını atacak ve bu terörün tamamını inşallah sona erdirecektir. Terör üzerinden hesap yapanlar da cevabını Türkiye’den en etkili şekilde alacaklardır. Allah’ın izniyle, milletimizin basireti ve sağduyusu ile bu mücadele eninde sonunda arzu ettiğimiz noktaya gelecek ve terör örgütleri her zaman olduğu gibi bir kez daha kaybedecektir. Türkiye ve aziz milletimiz yeniden daha güçlü bir şekilde geleceğe yürümeye devam edecektir." dedi.

20 Temmuz 2016 tarihinin Türk yargısı bakımından yeni bir dönemin başladığı gün olacağını belirten Bakan Bozdağ, konuşmasının devamında şunları kaydetti. "Tarihi bir gün yargı bakımından milattır. Neden? Çünkü yeni dönem başlıyor yargıda. Yargıda yeni dönemin adı istinaf yargılamasının başlamasıdır. Cumhuriyet döneminde yargı alanında çok büyük reformlar yapılmıştır. En büyük reformlar şüphesiz ki devletimizin, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde ve onun kararlarıyla olmuştur ondan sonraki dönemde yargıyla ilgili yapılan önemli değişiklikler var ama cumhuriyetin başında yapılan, yaşanan büyük yapısal dönüşüm gibi bir dönüşüm söz konusu değil. Tabiri caizse tamirat, tadilat cinsinden değişiklikler var. İkinci büyük reform idari ve adli yargıda istinafın fiilen başlamasıdır. Bunun tarihi de 20 Temmuz 2016 yani haftaya Çarşamba günüdür. Yeni bir dönem yargıda başlayacaktır. İstinaf çok şeyi kolaylaştıracaktır. Milletimizin lehine olacak, hukuk devletimizi güçlendirecek, yargıya olan güveni daha ileri noktalara taşıyacak, geciken adalete dair şikayetleri önemli ölçüde azaltacak, isabetsiz kararlara dair eleştirileri yine çok önemli ölçüde azaltacaktır. Çünkü istinafın faaliyete geçmesiyle birlikte ceza yargılamalarındaki davaların yüzde 91’i, hukuk yargılamasına konu davaların yüzde 89’u, idari yargılamaya konu olan davaların da yaklaşık yüzde 80’i istinafta kesinleşmiş olacak. Yargıtay aşaması olmayacaktır ve istinaf yargılaması yapan daireler eksikler varsa onları kendi tamamlayacak. Yanlışlar varsa onları kendi düzeltecek. Başka başka şeyler varsa ilk derece mahkemesi bir dosyaya hangi hak ve yetkilerle müdahale ediyorsa aynı imkanlarla dosyaya müdahale edip sanki ilk derece mahkemesiymiş gibi işin esasına dair karar verecektir. İlk derece hakimi ve hakimlerinin baktığı bir dosyaya o dosyaya hiç bakmamış bir heyetin yeniden bakması bir yandan kararların doğruluğu ve isabetini artıracağı gibi öte yandan da yargıya olan güveni de önemli ölçüde yükseltecektir, güvensizliğe dönük eleştirileri de önemli ölçüde azaltacaktır. İstinaf bir temyiz mercii değil, ikinci derece yargılama yapan bir yargı yeridir. Türkiye’nin böylesine büyük bir reformu hayata geçirmesi elbette son derece önemli ve tarihi bir olaydır. İstinaf faaliyete geçerken bazı aksamalar olabilir mi? Olabilir. Her türlü tedbiri aldık her türlü kararı aldık ve hazırlıklarımızı tamamladık ama bütün bunlara rağmen geçiş döneminde bazı sıkıntılar… Bizim birinci vazifemizdir. İnşallah milletimiz bundan büyük bir memnuniyet duyacaktır. Şimdiden istinafın hayırlı olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum.

YARGITAY VE DANIŞTAY GERÇEK ANLAMDA BİR İHTİSAS MAHKEMESİNE DÖNÜŞÇEK
İstinaftaki bu büyük değişimin doğal bir sonucu olarak Yargıtay ve Danıştay gerçek anlamda bir ihtisas mahkemesine dönüşmektedir. Çünkü bugüne kadar Yargıtay’a gelen pek çok dosya bir buçuk milyon civarında başsavcılık ve Yargıtay dairelerinde dosya var. Şuan baktığınızda bunun yaklaşık 140-150 bini Yargıtay’a gelecek, geri kalanı aşağıda kesinleşecek. Bu ne demektir? Yargıtay’ın dosyaya daha fazla zaman ayırması, Danıştay’ın daha fazla zaman ayırması ve dosyaları daha iyi inceleme imkanı bulması ve istinaf mahkemesi vasfını kazanmasıdır. Büyük bir yargısal değişimi Yargıtay ve Danıştay’da bu nedenle hayata geçiren yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüştük ve şuanda Cumhurbaşkanımızın önünde. Çünkü yüzde 90 hukuk ve ceza alanında, yüzde 90 idari yargıda dava ve dosya sayısında azalma olacak bu oranda Yargıtay ve Danıştay’ın küçülmesi bu uygulamanın zaruri bir sonucudur. Bu nedenle 195 olan Danıştay üyesini 90’a, 316 olan Yargıtay üyesini 200’e, 46 olan Yargıtay daire sayısını 24’e, 17 olan Danıştay daire sayısını da 10’a çekiyoruz. Bütçede geçiş süreci öngörüyoruz çünkü mevcut dosyaların eritilmesi için zamana ihtiyaç var. Bir yandan istinaf nedeniyle Yargıtay ve Danıştay’a yaklaşık 1 yıl çok az dosya gelecek belki hiç dosya gelmeyecek. Bir yandan dosyanın gelişi duracak ve yavaşlayacak bir yandan da daire sayısını muhafaza ettiğimiz için bu daireler ellerindeki işi azaltma imkanı bulacak. Başkanlık divanlarına yetki verdik divanlar daire sayılarını azaltma konusunda yetkili ama 3 yıl sonra dairelerin tamamı ne yapacak? 24’e Yargıtay’da, Danıştay’da da 10’a düşmüş olacak. Yargıtay ve Danıştay başkanı seçilmek için süreyi 6 yıl olarak belirledik. Görev için 12 yıl süre getirdik ve bir kişinin ikinci defa Yargıtay ve Danıştay üyesi olmasına imkan vermeyen bir düzenleme yaptık amacımız Yargıtay ve Danıştay’da edinilmiş olan birikim ve tecrübenin istinafa aktarılması ve orada da paylaşılmasıdır. Gerçi bundan sonra büyük bir ihtimalle HSYK 12 yıllık süreyi dikkate alarak yaş itibariyle emekliliğe yakın olanlardan belki daha çok seçme yoluna gidecektir ama gençlerden seçtiği zaman onların Yargıtay ve Danıştay’dan sonra kürsüye dönmeleri, oradaki birikim ve tecrübeyi oraya aktarmaları da son derece önemlidir bu da büyük bir yapısal değişimdir, yapısal reformdur, ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyorum. Çek konusunda çok ciddi sıkıntılarımız var. Esasında çekteki hapis cezasını kaldırdığımızda karşılıksız çıkan çek sayısında gözle görülür bir artış olmadı. Karşılıksız çıkan çek sayısı çeke hapis cezası olduğunda ne kadar ise 3 aşağı 5 yukarı aynı seviyededir. Şimdi de aynı seviyede hatta daha iyi bir durumda daha az ama kamuoyunda öyle bir algı var ki çekler hapis cezası kalktığı için karşılıksız kalıyor, bir hapis cezası gelirse karşılıksız kalacak çek sayısı azalacaktır, işte çeke güven, çekin itibarı kalmadı. Ne lazım? Hapis cezası lazım. Esasında yapılan düzenleme bu algıyı değiştirmeye dönük bir düzenlemedir. İnşallah çeke gelen yeni müeyyide ile çek belki daha iyi bir şekilde piyasada kabul görecektir, piyasada bir temizlenmeye de yol açacaktır bu. Çünkü sahte kar diyebileceğimiz bazı tipler var dolandırma yapıyor veya başka işler yapıyor bunlar ayıklanacaktır bu açıdan bir fayda olacaktır. Önce adli para cezası verilecek ama verilecek adli para cezası çekin karşılıksız kalan kısmından daha az olamayacak. Bu adli para cezası yani çekin karşılıksız kalan kısmını öderse hapisten kurtulacak ya da çeki öderse kurtulacak. Şimdi akıllı olan adli para cezasını mı öder? Çeki mi öder? Biz karşılıksız kalan kısım kadar adlı para cezası öngördük ki çeki ödesin böylelikle hem adli para cezasından kurtulsun hem de borcundan kurtulsun. Bir de hapse girmeden önce vatandaşa bir daha fırsat veriyoruz. Düşün borcunu öde, hem itibarını koru hem de hapse girme. Bir derlenme bir toparlanma imkânı ve fırsatı verdiğimizi buradan ifade etmek isterim. Onun da hayırlı olmasını Cenabı Allahtan temenni ediyorum. Son olarak arabulucu konusunda bakanlığımızın ciddi çalışmaları var arabulucu dediğimizde halk arasında hepimizin bildiği ve çevremizde gördüğümüz uygulamalar. Esasında bunun bir noktada hukuk alanına yargılama alanına farklı bir biçimde yansıması demektir. Davasız, mahkemesiz, duruşmasız uzlaşma yoluyla anlaşmazlıkların karar bağlanmasıdır. Hem daha kısa sürede hem daha az masrafla kişilerin hakkına kavuşmasını sağlayacaktır. Bu kanunumuz yürürlüğe girdiği zaman arabuluculuğun önündeki pek çok uygulama engeli ortadan kalkacak iş uyuşmazlıklarının yaklaşık %80’i arabulucular tarafından karara bağlanmış olacaktır. Bu da son derece önemli bir reform önümüzdeki yasama yılında inşallah parlamentoda bunun görüşmelerini yapacağız."

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

2 + 5 = ?

 
haber yazılımı: buki