Bozdağ, 'Venedik Komisyon Raporunu Kabul Etmiyoruz'

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bir dizi etkinlik ve açılışlara katılmak üzere gittiği Yozgat'ta gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Yayınlanma tarihi: 18 Mart 2016, Cuma günü, saat: 19:27

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bir dizi etkinlik ve açılışlara katılmak üzere gittiği Yozgat'ta gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. 

Bir gazetecinin ''Venedik Komisyonu cumhurbaşkanına hakaretle ilgili 299'uncu maddenin kaldırılmasını istedi. Bu talebi nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Bozdağ," Venedik Komisyonu’nun bu raporu kendilerini mutlu edebilir, kendileri için “İyi bir iş çıkardık.” diyebilirler ama bizim açımızdan kıymeti yoktur." dedi.

Avrupa Konseyi'nin ilk defa Türkiye ile ilgili 299. madde kapsamındaki maddeleri inceleme görevini Venedik Komisyonu'na verdiğini anımsatan Bozdağ, şunları söyledi:

VENEDİK KOMİSYONU RAPORUNU KABUL ETMİYORUZ
Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi yaklaşık doksan yıldır bizim ceza kanunumuzda var. Sadece 2004’te Ceza Kanunu’na girmiş bir madde değil. Bu maddenin muhtevası hiç değişmedi doksan yıldır aynı. Ondan önceki cumhurbaşkanları içinde aynı Sayın Cumhurbaşkanımız için de aynıdır. Ve bu madde Cumhurbaşkanı’nın şahsını değil Cumhurbaşkanlığı makamını saygınlığını mehabetini korumaya dönük olarak yapılmış bir maddedir. Bu maddenin benzeri İtalya’da var, Fransa da var, Avusturya’da var, Hollanda’da var, İspanya’da var, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin neredeyse tamamında var ve dünyanın pek çok ülkesinde de benzer maddelerin olduğunu görüyoruz. Ancak Avrupa Konseyi ilk defa Türkiye ile ilgili 299’uncu madde kapsamındaki soruşturmaları inceleme görevini Venedik Komisyonu’na verdi. Bildiğim kadarıyla Venedik Komisyonu görevi sadece Anayasa ve anayasa yapım süreçleriyle ilgili taraf ülkelere hükümetlere görüş bildirmektir. Sayın Venedik Komisyonu Başkanı ile daha önce yaptığım görüşmede bana kendi görev alanlarını görev sınırlarını sadece anayasa ile ilgili ve sınırlı olduğunu söyledi. Başka konulara bakmayacaklarını ifade ettiler. Ama baktığınız zaman sadece 299’uncu madde değil Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesi 301’nci maddesi gibi başka maddelerle ilgili de bir görev alanı genişletilmesini görüyoruz. Kendilerine sorduğumuzda bunu Avrupa Konseyi bize görev verdi diyorlar. Bende buradan soruyorum o zaman siz Fransa’daki Almanya’daki Avusturya’daki İspanya ve İtalya’daki 299’uncu madde ve düzenlemeleri incelemekle de Avrupa Konseyi Tarafından görevlendirildiniz mi? Görevlendirilmediler.  Avrupa Konseyi’ne de soruyorum Türkiye’nin Cumhurbaşkanına sinkaflı küfürler yapmayı ifade özgürlüğü kapsamında mı değerlendiriyorsunuz? İçinde düşüncenin ufacık kırıntısı olmayan ama küfürleri içeren bir konuda bir görevlendirme yapıyor. Başka ülkelerle ilgili bu görevlendirmeyi yapıyorlar mı? Yapmıyorlar. Buradan çok açık söylüyorum Türkiye’nin içinde ve dışında başta PKK terör örgütü, paralel devlet yapılanması ve Sayın Cumhurbaşkanımıza AK Parti’mize karşı itibar suikastı yapanlar ve dışarıda ki destekçileri hep beraber 299.  Madde üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımızı hem içeride, hem dışarıda  yıpratmak için gayret ediyorlar.  Avrupa Konseyi de Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük bu kirli oyunu oynayanların çalışmalarına alet olmuştur. Avrupa Konseyi bir ülkenin Cumhurbaşkanının itibarını yok etmek isteyen, ona karşı algı operasyonu  yapmak isteyen suç örgütlerinin veya  kirli odakların propagandasına kendisini kullandırmamalıdır. Venedik Komisyonu da Avrupa Konseyi de bu konularda hassa olmalıdır. Ortaya koydukları raporu, biz Türkiye olarak kabul etmiyoruz.  Bu rapor, Türkiye’nin aleyhine hazırlanmış, Türkiye’nin Cumhurbaşkanının  saygınlığına gölge düşürmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmek üzere hazırlanmış bir rapor olarak  görülüyor.  Venedik Komisyonu ve Avrupa Konseyi istediği gibi rapor yazma hakkına sahip değildir. Objektif olmak zorundadır. Türkiye Avrupa Konseyi’nin en büyük altıncı destekçisidir. Hem Avrupa Konseyine böyle bir destek Türkiye sunacak hem de Türkiye’nin aleyhine her türlü faaliyete Avrupa Konseyi destek verecek, onay verecek. Bunu kabul etmemiz elbette mümkün değildir. Biz tarafsız olmaya, objektif olmaya, hukukun içinde kalmaya, başka ülkelere nasıl bakıyorlarsa Türkiye’ye de öyle bakmaya herkesi  davet ediyoruz.

Hem Türkiye’ye taraflı bakacaklar, hem Türkiye’ye şaşı bakacaklar, sonra da bizden bu konularla ilgili farklı tavırlar bekleyecekler. Bunu ortaya koymamız söz konusu olamaz. Onun için Venedik Komisyonu’nun bu raporu kendilerini mutlu edebilir, kendileri için “İyi bir iş çıkardık.” diyebilirler ama bizim açımızdan kıymeti yoktur.

TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PROPAGANDASINI YAPAN BAZI AKADEMİSYENLERİN TUTUKLANMASI
Ben buradan Sayın Kılıçdaroğlu’na şunu söylemek isterim. Tabi tutuklama konusundaki takdir yetkisi mahkemeye aittir. Onda bizim söyleyecek bir sözümüz yok. Tutuklama konusundaki kararı herkes eleştirebilir; “Mahkeme kararları eleştirilmez.” diye bir kural da yoktur ama ben  Sayın Kılıçdaroğlu’na buradan tutuklama kararına gösterdiği tepki gibi bu akademisyenlerin yaptığı açıklamaya, bu açıklamanın içerisindeki görüşlere de  tepki gösterip göstermediğini merak ediyorum. Benim bildiğim kadarıyla Sayın Kılıçdaroğlu böyle bir tepki göstermedi. PKK Terör Örgütüne ve eylemlerine, teröristlere manevi destek anlamı taşıyan, bunu da çok açık bir şekilde  her satırında, her bölümünde gördüğümüz bir metne Sayın Kılıçdaoğlu katılıyor mu, katılmıyor mu?

Bu akademisyenlerin yayınladığı metnin altına Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sıfatıyla imzasını atabilir mi, atamaz mı? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni suçlayan terör örgütünü  aklayan, oradaki hendekleri, barikatları, tuzakları, askerimize, polisimize yöneltilen roketleri, bombaları, silahları, mermileri, her gün gelen şehitleri görmeyen ama her şeyi gördüğünü zanneden  bu kişilere karşı siz  gerçeğe neden körsünüz, gerçeğe neden sağırsınız? Olup bitenleri neden terör örgütünün gözüyle aklıyla, kulağıyla algılıyor ve değerlendiriyorsunuz?

Biraz da objektif olun. Bu kadar olup bitenlerde terör örgütünün hiç mi suçu yok, hiç mi bir tane kusuru yok? İşte,  Ankara’da gördük; Güvenpark’ta onca insanımız şehit oldu. Bunu şehit eden o akademisyenlerin destek verdiği  terör örgütünün canlı bombasıdır. Kılıçdaroğlu’na soruyorum; o zaman o canlı bomba, Merasim Sokak’taki canlı bomba, Sultan Ahmet’te, başka yerlerde canlı bombalar var.  O zaman bu bombayı patlatan terör örgütlerine kalbi, fikri, manevi destek verenlere destek çıkarak acaba, bu canlı bombayı patlatanlara da destek çıkmış olmuyor mu? Onu da soruyorum; bu canlı bomba eleştirileri Sayın Kılıçdaroğlu yaptı. O zaman bu canlı bombaları üreten kirli  iklimi büyüten, besleyen  bunlara karşı da Sayın Kılçdaroğlu’nun söyleyeceği laflar olması lazım, maalesef söylemiyor.

BUNUN ADI ÇİFTE STANDARTTIR
Bir gazetecinin, Belçika hükümetinin, terör örgütü PKK'ya Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun katılacağı Türkiye-AB zirvesinin yapılacağı AB Konsey Binası'nın hemen arkasında çadır kurmasına izin vermesi konusundaki görüşlerini sorması üzerine Bozdağ, terörün dini, milliyeti, vatanı olmadığının, nerede ve kime karşı olursa olsun, hedefi ne olursa olsun, terörle uluslararası toplumun birlikte ve dayanışma içerisinde mücadele etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Her defasında söylüyoruz. Terörün dini, vatanı, milliyeti, rengi, dili yoktur. Terör terördür.  Nerede olursa olsun, kime karşı olursa olsun, hedefi ne olursa olsun; terörle uluslar arası toplumun birlikte ve dayanışma içerisinde  olması, birlikte mücadele  etmesi lazım.  Avrupa’da bir saldırı olduğunda  ayağa kalkanlar, Türkiye’de benzer saldırılar olduğunda ayağa kalkmıyorlar maalesef. İşte Paris’te bir saldırı oldu ve o saldırıdan sonra herkes Paris’te yürüdü. Charlie Hebdo’da bir saldırı oldu; herkes “Biz, Charlie Hebdo’yuz.”dedi, yürüdü. Ama dikkat edin Türkiye’de garın önünde büyük bir saldırı oldu ardından Merasim Sokak’ta büyük bir saldırı oldu arkasından bildiğiniz gibi Güvenpark’ta Sultan Ahmet’te Suruç’ta pek çok yerde büyük terör saldırıları oldu yüzlerce vatandaşımız bu saldırılarda hayatını kaybetti, pek çok insanımız yaralandı. Sadece taziye mesajları var, üzüntü mesajları var ama bu saldırıları yapan teröristlere dönük hiçbirinde bir operasyon yok. Hukuklar işletilmiyor. Şimdi Belçika’da başka ülkelerde de bu saldırıları yapan terör örgütleri legal görünümlü bir takım yapanlarla terör faaliyetlerinde bulunuyorlar. Dernekleri var vakıfları var, para toplayanları var azılı teröristler, Türkiye tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılmış olanları var kırmızı bültenle arananlar oradalar ama onların gözü önünde faaliyet yapıyorlar,hiç bir şey yapmıyorlar. İşte Belçika’da da bildiğiniz gibi Fehriye Erduran yıllardır Belçika tarafından himaye edildi. Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli bir iş adamımızı öldürmüştü ama baktığınızda ne yapıyorlar iade etmiyorlar. Onlara bir çete gözüyle bakıyorlar. Terör örgütü gözüyle bakmıyorlar. Onun için buradan diyoruz ki Avrupa’daki dostlarımıza ülkelere terör konusunda çifte standartlı olmayalım. Terör örgütü hangi örgüt olursa olsun, hedefinde hangi millet ülke grup olursa olsun ona karşı birlik olalım beraberlik içerisinde olalım. DEAŞ nasıl vahşi canavar bir terör örgütüyse PKK en az onun kadar vahşi canavar bir terör örgütüdür. DEAŞ nasıl kural tanımıyor kadın çocuk yaşlı demeden herkesi katlediyorsa PKK terör örgütü de aynısını yapıyor. Güvenpark’ta durakta bekleyen insanların hepsi sivil eğil mi? Onun içinde çocuklar var, yaşlılar var, gençler var onların bir günahı var mı? Durakta bekleyenlere gidip orada canlı bomba hayatını yok edecek yok eden terör örgütü bunu kabul edecek. Sonra siz kalkıp bu terör örgütünün bombalarını askere polise sivile kurşun sıkan teröristlerin  resimlerini içeren bir sergiye izin vereceksin. Bunun adı çifte standarttır. Türkiye’ye karşı olan terör olursa bizim için bir sorun yok demektir.

Bize karşı olursa teröre karşı hep beraber hareket edelim demektir. Bu fevkalade yanlış bir durumdur. Umarım ki bu konularda daha fazla çifte standarda devam etmezler. İş birliğine yanaşırlar, PKK terör örgütüne karşı, kağıt üzerinde değil gerçekte operasyon yaparlar. Belçika Hükümeti'nden de beklentimiz bu yöndedir. Geçmişti Üçlü Bakanlar Zirvesi'nde de biz bu konuları muhataplarımızla detaylı görüştük. Kendilerine Türkiye'nin görüşlerini ve taleplerini ilettik. Onlarda ilgileneceklerini söylediler. Ama bu görüşmeden sonra ortaya çıkan bu fotoğraf, tabi bizi fevkalade üzmüştür. "

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ VE BÜTÜN ŞEHİTLERİ RAHMETLE ANIYORUM
Bakan Bozdağ, yapımı süren Yozgat Spor Vadisi içinde Yozgat Valiliği tarafından inşa edilecek Gençlik Merkezi ve Antrenman Salonu'nun Temel Atma Töreni'nde yaptığı konuşmada, Çanakkale şehitlerini ve bütün şehitleri rahmetle andı.

Şehit aileleri ve gazilerle yemekte bir araya gelen Bozdağ, sonrasında Yozgat Belediyesi tarafından restorasyonu yapılan sinema binasının açılışına katıldı. 

Etiketler: bekir bozdağ   venedik   komisyon   rapor  

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

5 + 4 = ?

 
haber yazılımı: buki