Bozdağ, 'Adım Gibi Eminim Bildiklerine'

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, katıldığı bir televizyon programında FETÖ'nün darbe girişimi ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Yayınlanma tarihi: 25 Temmuz 2016, Pazartesi günü, saat: 09:03

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Kanal 7 televizyonunda yayınlanan Başkent Kulisi programında Kanal 7  Ankara temsilcisi Mehmet Acet'in sorularını yanıtladı.

Bozdağ,şunlara değindi:

DARBE GECESİ YAŞANANLAR
Bir korku ben o gece hiç yaşamadım. Ben eminim ki sokaklara inen milyonlarca insan da bir korku yaşamadı. İnanan insan bir korku yaşamaz. Biz şuna hep inandık, ecel bellidir, insanların alacağı nefes bellidir, ömrümüz Allah tarafından tayin edilmiştir. Eğer rabbim bizim için bugün veya yarın veya bu dakika ölmeyi kaderde yazmışsa bunu birilerinin eliyle onları da vesile kılmışsa buna zaten kimse engel olamaz.

Tehir edilemez, ne öne alınabilir, ne geriye bırakılabilir. Yok bize rabbim bir ömür tayin etmişse o ömür hala devam ediyorsa, daha yaşayacak görecek günlerimiz varsa da bütün dünya bir araya gelse bize bir zarar veremez. Allah saklar, muhafaza eder, inancımız bunu bize emrediyor. Onun için biz o gece hep beraber en büyük kahramanlığı Sayın Cumhurbaşkanımız yaptı. Şimdi düşünün her taraf bu darbeci teröristlerle kuşatma altına alınmış. Hava sahasını kontrol ediyorlar, havaalanlarını kontrol ediyorlar, Cumhurbaşkanımızı infaz etmek üzere bir alçak grup uçmaya başlamış, oraya geliyor, şimdi bütün bu ortamda Cumhurbaşkanımız açıklama yapıyor, açıklaması yayınlanmıyor. Ve bir telefon vasıtasıyla canlı yayına bağlanıyor ve oradan en büyük gücün halk olduğunu, halktan daha büyük bir güç kalmadığını söylüyor, milleti meydanlara çağırıyor, onun arkasından halk meydanlara iniyor. Şimdi Tayyip Bey’de geçmişte Yeltsin tankın üzerine çıkmıştı, esasında Tayyip Bey’de uçağın üzerine çıktı, ölüme uçtu. Orada büyük bir iman var. Yani oradan herkes başka şeyler düşünüyor, kaçabilir, saklanabilir, başka, başka tedbirler alabilir ama ne yapıyor o, halka meydana çağırıp kendisi bir yere saklanmıyor. Halkın meydandaki halkın tamda göbeğine uçakla inmeye çalışıyor. Şimdi havada da pilotlara bildiğiniz şeyler, havaalanı karartılmış, siz kendi ışıklarınızla alana inebilir misiniz? İneriz diyorlar ama altta araç çekmişlerse sıkıntı olur, ne kadar yakıt var? Üç dört saatlik, o zaman bir turlarsınız havaalanını, sonra meydana inersiniz diyor ve onlarda onu yapıyorlar. Bu arada havaalanı milletin el koymasıyla el değiştiriyor, havada jetlerle infaz edilebilir, bu risk var, indiği zaman alandaki hainler tarafından infaz edilebilir, bu risk var. İnerken karanlık vesaire, havaalanı teslim alınmamışsa orada uçak yere düşebilir, çakılabilir veya bir kaza olabilir, o risk var. Bütün bunları göze alıp ölmeye uçan ve ölmeyi göze alan Türkiye’nin bir lideri var ve bu liderin arkasından giden partili, partisiz gerçekten o gece kahraman büyük bir millet var. Bizim yaptığımız bir şey değil bunların yanında, yani bir bacımız düşün tankın önüne geliyor ve tank onu ezip geçiyor, dönmüyor. Öbür yavrularımız göğsünü açıyor, kurşunlar geliyor, tankın altına yatanlar var. Şimdi esas kahramanlar bunlar, bunların elinden, ayağından, alnından her yeri de öpülür, bu milletin yaptığı o akşam olan biten esasında hepimiz için bir sınav oldu.

BEN DARBE OLAYINI MÜSTEŞARIMDAN ÖĞRENDİM
Ben darbe olayını Müsteşarımdan öğrendim, bana bir telefon etti, böyle, böyle hareketlilik var, nedir durum diye. Bende bir bakayım dedim o arada işte MİT Müsteşarımızı aradım, ulaşamadım. Ankara’daydım, İç İşleri Bakanımızı aradım, o da uçakta olduğu için ulaşamadım. Sonra Başbakanımızı aradım, Başbakanımızla görüştük, bu süreçle ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Sayın Başbakanımız bir açıklama yaptı, arkasından bizlerde açıklama yaptık, bu olayı gerçek kimliğini ortaya koyduk ve milletimizi demokrasiye, Meclisine, hukuka, milli iradeye, seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümetine sahip çıkmaya, meydanlara inmeye, önemli yerlerin etrafını kuşatmaya çağırdık ve bütün millet indi. Gecenin yarısı Ankara sokaklarını siz görün, bende evden çıktım. Şimdi ondan sonra darbe olduğunu öğrenince bir abdest aldık, üstümü giydim, oğlum geldi, beraber evden çıktık biz dışarı ve o zaman külliyeye gidecektik biz önce Fahri Kasırga müsteşarımla beraber fakat o arada Fahri Kasırga’yı almaya gidiyor bizim müsteşar, o aracından inmeden darbeciler onu derdest edince o gelemedi. Üzerine biz bir külliye etrafını turladık, o zaman halkta yoktu oralar tüm oralar boştu. Daha sonra oraya gitmekten vazgeçtik, daha sonra Külliyeye dönükte başka şeyler olunca biz Ankara sokaklarında durum nedir diye baktık. Arkasından Çankaya Köşkü’ne gitmeye karar verdik, orada buluşalım, oradan biz duruma vaziyet edelim diye. Sonra parlamentoya geçtik, parlamentoda gecenin ilk vakitleri, tabi daha öncesi de var, onu biraz geçiyordu. Tam saatler hatırımda değil, Ankara Cumhuriyet Başsavcımız Harun Kodalak Bey’i aradım, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilimiz İrfan Fidan’ı aradım ve onlara soruşturma talimatlarını verdim. Derhal soruşturma başlatılması, bunlarla ilgili adli sürecin tereddütsüz işletilmesi, yakalamalar, gözaltılar, Kenan Bey aradık, onlarda Cumhuriyet Savcılarına durumu geçtiler ve Türkiye’nin bütün illerindeki başsavcılıklarımız büyük bir cesaretle soruşturmaları başlattılar.

İLK BELGE
Bursa’da ilk sıkıyönetim komutanı gözaltına alındı, yakalandı, üzerinden sıkıyönetim komutanlarının listesi, sıkıyönetim mahkeme başkanlarının listesi, üst düzey atamaların listesi çıktı ve hemen bu bilgiler Emniyet birimlerimize geçildi, Cumhuriyet Savcılarına geçildi ve Türkiye’nin dört bir yanında bu listelerde olanlar toplandı. Ve darbenin emir komutası içerisine dahil olanların Türkiye’nin dört bir yanında yönetime el koymalarının önü orada kesilmiş oldu.

İlk belge o ama arkasından daha başka belgelerde çıktı. Bunlar tamamladı ve tamamlıyor. Şu anda kamera görüntüleri, diğer kaset, bilgisayarlarda ki veriler, telefonlar, yazılı evraklar, bir sürü şeyler arama ve el koymalarda ele geçti ama bunların ta en üst tasnifi ve analizi yapılmadı. Çünkü ifade alma süreçleri devam ediyor.

MECLİS'İN BOMBALANMASI
Cumhurbaşkanımızın halkı daveti, arkasından vatandaşın duruma vaziyet etmesi bizim daha sonraki Meclis’te ki süreç, tabi Meclis’te konuşma yaparken bomba Meclis’e atıldı, zannedersem 8 – 9 bomba oldu Meclis’e atılan, bir tanesi konuşma sırasında oldu.

Sonra bir kargaşa oldu. Yerden toz duman şeyler herkes sağa sola biraz kaykındı. Biz şeye devam etmek istedik. Sadece ben değil, oradaki milletvekillerimiz de öyle. Bazı arkadaşlar bir devlet aklı gerek. Burada böyle yapmayalım onlar da yani yanlış bir şey yapmak için, doğrunun öyle olduğu için. Yani tedbir almak maksadıyla söylediler. Orada konuşmaya devam edildi. İki, beş dakika geçip geçmedi bu sefer ikinci bomba daha şiddetli bir şekilde atıldı. CHP’li, MHP’li, AK Partili grup başkan vekilleri ve milletvekilleri milletin iradesinin tecelligahı, Mecliste nöbet tuttular. Demokrasi nöbeti, milli irade nöbeti. Ellerinde bir silah yok ama yukarda F16lar var bomba yağdırıyor. Helikopterler var. Silahlı askerleri indirip aşağıya etrafta ya infaz ya da rehin alma işlemi yapacaklar. Uçaklar bombaladı ama daha sonra ilerleyen zamanlarda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yakalama gözaltı başlattı. Diyarbakır’daki üssü hep gözaltı işlemleri yapıldı. Oradan uçak kalkamadı. Ora etkisiz hale getirildi. Tabii öte yandan Eskişehir’de başka hareketlilikler oldu. Orada da kontrol el değiştirmiş oldu. Ora da Türkiye’yi sevk ve idare ediyor. O da yapılamadı. Ve diğer taraflarda da havaalanlarına dönük hem adli süreçler hem de vatandaşımızın havaalanlarına müdahalesi nedeniyle oralar istediklerini yapamaz hale geldi. Bunun üzerine helikopterleri kaldırmayı çoğalttılar. Meclisin üzerine Skorskyler geldi. Ve Meclise silahlı teröristleri indirme teşebbüsünde bulundu. O sırada da polisimiz, emniyetimiz onlara da buradan gerçekten büyük teşekkür ediyorum. Onlar büyük bir adım attılar. Yani aşağıdan onları kurşuna tuttular ve inme cesareti gösteremediler. Geldikleri gibi gerisin geriye gittiler. Birkaç defa daha teşebbüs ettiler. Her defasında karşılığı görünce kaçtılar. Ama o gece orada Meclis’te gördüğüm şey şu benim. Herkesteki duygu aynı. Darbe başarılı olursa Türkiye kaybedecek, Türk milleti kaybedecek, demokrasi kaybedecek. Ve hepimiz ülkemizin nereye gideceğini tahmin edemiyoruz. Bu ülke bizim. Hepimiz bunu korumamız lazım. İktidar muhalefet farkı ortadan kalkmış durumdaydı. CHP’lisi, MHP’lisi, AK Partilisi sanki tek parti tek vücut olmuş gibi bir hava vardı. Ve herkes de orada ölmek için vardı ve orayı kimse terk etmeme noktasındaydı. Bu bizim demokrasi tarihimiz için son derece önemli. İlk defa Meclis böyle 12 Mart 1971 Meclis'te darbe muhtarısının okunduğu bir Türkiye ve darbe muhtırasına itiraz etmeyen bir Meclisten bırakın okumayı darbeyi uçaklarla bombalarla tebliğ etmeye çalışan alçaklara karşı Meclisi terk etmeyen ona direnen bir Meclise Türkiye geldi. Bu esasında bizim Meclisimizin geldiği noktayı Meclisimizde bulanan milletin temsilcilerinin demokrasiye, milli iradeye, Anayasaya sahip çıkma noktasında verildiği durumu milletin sokaklara düşmesi de demokrasiye sahip çıkma bilincini yükseltmiştir.

ADIMI NASIL BİLİYORSAM ÖYLE BİLDİKLERİNİ BİLİYORUM
Bildiğiniz gibi bu Fethullahçı Terör Örgütüne mensup Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yuvalanmış ancak sadece üstündeki elbiseler Türk askerine ait olan ama esasında bağlılıkları Türk askeri, Türk ordusuna Anayasasına değil de Fethullah Gülen’e olan bir alçak grubun başlattığı darbe teşebbüsü sırasında Fethullahçı Terör Örgütüne mensup kamunun içerisindeki herkesin de görevi var. Terör örgütü başarılı olmuş olsaydı bunlar belki sıkıyönetim mahkemelerinin başkan ve üyeleri olacak ve milletin başında boza pişirecekler, pek çok sivil ayak da kendi kurumlarına el koyacak. Nitekim emniyet istihbarata eski emniyet müdürlerinden emniyet mensuplarından gelip orayı teslim almak istediler biliyorsunuz. Recep Güven ve arkadaşları. Onlar var. Polis, emekli polis, asker elbisesi giymiş darbeye karışanlar var İstanbul’da. Başka yerlerde de. Bütün bunlar yargı ayağı ve sivil, diğer bürokrasi içindeki ayakların darbeyle bir şekilde ilgisi olduğuna ben eminim. Ben yargıda olanların Yargıtay, Danıştay’da ve Yüksek yargıda olanların yargının içerisinde belli bir şeyde olanların bu darbe teşebbüsünün cuma günü gerçekleştirileceğini adımı nasıl biliyorsam öyle bildiklerini biliyorum.

Haberdarlar, benim kanaatim öyle. Yani ben ayrıca onların imamlarının, bölge imamı, il imamı neyse ve oradaki belli düzeyde olanların bunu bildiklerinden ben eminim. Çünkü konuşmaları etmeleri, herkes şimdi anlatıyor. Adeta millet Türkiye’nin milli istihbaratı oldu bu sürede. Her tarafta olup biteni Ankara’da aktardı. Kriz yönetimini millet doğrudan yaptı. Millet adına Ankara’da olanlar da onu gördü ve o milletten gelen istihbaratları biz değerlendirdik ve neredeyse yüzde 90’ı doğru çıktı. Ve onlar üzerine gittik ve netice aldık. Onun için bu bilgi akışını sağlayan aziz milletimizin her bir ferdine de bir kez daha teşekkür ediyorum.

Poliste, jandarmada, İçişleri Bakanlığının Sayın Ala’nın yaptığı operasyonlar, görevden almalar, unvan yani birtakım değişiklikler, meslekten ihraçlar olmamış olsaydı işin polis ayağı nasıl olurdu?

Onun için İçişleri Bakanımızı da burada ve onun yaptığı çalışmaları da ben buradan tekrar hem bakanımıza hem ekibine teşekkür ederek kutlamak istiyorum. Şimdi bu kadar açığa alınmalar oldu, hakim savcılar. Vatandaşımız şundan endişe etmesin. Yargıda bir aksama olacak, istinaf ta faaliyete geçti. Pek çok hakim, sacı oraya atandı. İşte üç bin civarında hakim savcı da açığa alındı. Davalarımız ne olacak, nasıl bitecek diye bir endişeye kapılmasın. Biz bunun tedbirini aldık. Neden, çünkü şu anda çıkan OHAL kararnamesinde Adalet Akademisi’nde staja devam eden hakim ve savcıların iki yıllık staj süresini tamamlamadan mesleğe kabulüne imkan veren bir düzenleme yaptık. Şu anda Adalet Akademisi’nde 5 bin 110 civarında adli ve idari yargı, hakim ve savcısı stajdadır. Bunun yaklaşık 4 binini biraz geçen kısmı adli yargıda, bin civarındaki kısmı da idari yargıya ait hakim ve savcıdır. Onu, idari yargıda şu ana kadar 550 civarında bir şey var. Açığa alma var. Diğeri adli yargıda, belki ilerde başka açığa almalar da olabilir. Ama bütün bunlara baktığınızda bu açığa alınanların yerini dolduracak sayıda hakim ve savcımız var.

3 BİN HAKİM VE SAVCI ALACAĞIZ
Bu ayın 26’sı, 27 veya 28'sinde Adalet Akademisi yazılı sınavlarını yapacak. Hemen arkasından sözlü sınavları yapılacak. HSYK mesleğe kabulle adli tatil bitmeden bunların tamamı vatandaşımıza, yargı hizmetine.

Eylülden itibaren, daha erken başlatacağız. Yazılı sınav arkasından sözlü sınav. Sözlü sınavı bitenleri hemen HSYK kabul edecek, onlar. Görevlendirmeye başlayacaklar. Böylelikle bir boşluk olmayacak. Adli tatilde de bildiğiniz gibi duruşma, yargılama yapılmıyor. Çok istisnası bazı yargılama ve adli işlemler var. Bunlar yapılıyor. O nedenle vatandaşımızın işlerinde herhangi bir aksama, yargılama faaliyetlerinde herhangi bir sorun olmayacak. Vatandaşımız sıkıntıya düşmeyecektir. Bununla ilgili tedbir aldık. Ayrıca bizim kasım ayında yapmayı düşündüğümüz 1500 kişi hakim ve savcı alımı sınavı vardı.

Bu yaşanan gelişmeler üzerine de 3 bin kişi hakim, 3 bin hakim ve savcı alacağız. Bunların 800’ü avukatlıktan hakim ve savcı alımı olacak. 2 bin 200’ü de diğer hukuk fakültesi mezunlarından hakim ve savcı alımı olacak. Ve bunları da hemen araziye eğitimleri biter bitmez, süreceğiz. O eğitim süresini de ihtiyaca göre kısaltma imkanı var HSYK’nın bir yıla düşürme. Gerekirse yasada değişiklik yapıp daha öne de çekebiliriz. O yüzden aziz vatandaşlarımız, yargıda işi olan insanlarımız yargının hali ne olacak diye düşünmesin. Yargının hali bundan sonra daha iyi olacaktır. Neden derseniz? Bu operasyonlar Türk yargısını esaretten kurtarma operasyonudur. Yargının bağımsızlığını koruma, kollama operasyonudur. Tarafsızlığını yitirmiş, artık Fethullah Gülen’e esir olmuş, aklını rehin etmiş, kalbini rehin etmiş bir yapıyı yargıdan temizleyerek onun yerine Anayasasına yasalarına ve hukuka bağlı bir yapıyı oluşturmaktır. Şimdiye kadar yargı içerisinde yaşanan olumsuzluklardan şikayet etmeyen kimse kalmadı. Anayasamız hakimler görevlerinde bağımsızdır, görevlerini yaparken Anayasa, kanun ve vicdanla hareket ederler. Şimdi hepimiz biliyoruz ki Anayasayı bir tarafa koyup kanunu bir tarafa koyup hukuku bir tarafa koyup Fethullah Gülen’e bağlı bir vicdanla hareket eden yargının içerisinde çok ciddi sayıda kişi var. Ve bugün bu gün yüzüne çıktı. İstanbul’da Fethullah Gülen’i mehdi ilan eden hakim çıktı. Darbeye çağrı yapan, kararına bunu yazan bir hakim, arife günü hem de bunu yaptı. Eylüldeki dosyayı kimseye haber vermeden arife günü aldı, 572 sayfalık bir karar yazdı. Onun için bu yargıya müdahale, hakimlik, savcılık teminatını ortadan kaldırma değil. Anayasanın 139. maddesinde o meslekte kalmaları uygun görülmeyenler diye bir ifade var. Neden uygun görülmez. Çünkü tarafsızlığını yitirmiş, bağımsızlığını yitirmiş. Vicdanını, aklını, anayasa, yasa ve hukuka bağlı olmaktan çıkarmış, Fethullah Gülen denen bu terör örgütünün ele başının emrine vermiş birisinden adil bir karar bekleme imkanı yoktur. Bağımsız bir yargı tarafsız bir yargı, bunların üzerine inşa etme imkanı yoktur. Yargıya güven hep yerlerde. Bizi eleştiriyorlar. Elbette bunun siyasi sorumluluğu bize aittir. Bizi herkes eleştirebilir. Ama Türk yargısını bu çamurun içine sokan Fethullah Gülen’in emirlerini yerine getirmeyi kendilerini cennete götürecek bir ibadet zanneden yargının içerisindeki bu hainlerdir. Onun için de Türk yargısını bunlardan temizlemek ve geleceğe, milletin yargısı haline getirerek devamını sağlamak. Anayasaya, kanuna ve hukuka bağlı, vicdanla hareket etsin, kim olursa olsun nasıl olursa olsun önemi yok. Elbette yargıçlar, savcılar tek bir siyasi görüşten değil. Herkes ayrı görüşten olabilir. Bu doğrudur da. Olması da lazım. Ama önemli olan dosyaya bakarken o görüşle bakmamak. Herkes bir gruba mensup olabilir, bir tarikata mensup olabilir. Olabilir. Ama dosyaya o tarikatın, o grubun gözüyle bakmamak, yapmamak. Onun için biz buna önem veriyor. Yargıya olan güveni yeniden güçlendirmek için bu devam eden süreçlerin son derece olduğuna inanıyoruz. Milletimiz bize güvensin. Biz bu noktada doğru olanları yapacağız.  Bir haksızlığa meydan vermeden, bir olumsuzluk oluşturmadan kuruyla yaşı birbirinden ayırmak için kılı kırk yararak adımlarımızı atacağız. 26 kasımda sınavımız var. Yazılı sınav. 3 bin adli ve idari yargı, hakim ve savcısı alınacak. Tabii şu anda hemen 5 bin 110’u eylüle kadar girmiş olacak. Ama diğerleri daha sonraki aşamada girecek. Kasımda sınav yapacağız. Biraz tabii eğitim alacaklar, ondan sonra görevleri olacak.

ÇOK CİDDİ BİR ADLİ SORUŞTURMA YÜRÜYOR
Çok ciddi bir adli soruşturma yürüyor, Türkiye’nin bütün illerinde ve ilçelerinde. Bu olay, bütün boyutlarıyla soruşturuluyor ve deliller toplanıyor. Şu anda yakalanmış darbeciler var, gözaltında olanlar var, tutuklananlar var, ifadesi alınmaya devam edenler var. Bir yandan yeni gözaltılar da olabilir, bunlar devam ediyor. Öte yandan aramalarda el konulan materyaller var, kamera görüntüleri var. Telefon kayıtları var. Sanal alemde, whatsap üzerinden, başka bir takım şeyler üzerinden, yapılan yazışmalar var, konuşmalar var. Telefon irtibatları var. Ve bilgisayar kayıtları var. Yazılı evraklar var.  Bu beyanlarda ifadelerde ortaya çıkan itiraflar var, deliller var. Bütün bunların hepsi

Tabi tabi bütün bunlar hep ortaya çıkacak. Diyelim sıkı yönetim komutanları, atamalar çıktı ama o darbecilerin bir cumhurbaşkanı, bir başbakanı, bakanları, başka başka görevleri de var. Onlara dair de tabi bir takım verilerin ortaya çıkacağını tahmin ediyoruz. Diyelim sıkı yönetim ilanına ilişkin yazıda illerdeki belediye başkanları ve diğer yönetimleri sıkı yönetim komutanının belirlemesi ön görülüyor. Ama başka bunları kim belirlemesi ön görüldü. Bu yurtta sulh konseyi kimlerden oluşuyor ve bu yaptığı kendi içinde nasıl. Bütün bunların hepsi …. Bir şekilde eskilerin deyimiyle, bu soruşturma sırasında ortaya çıkacaktır. Şu anda ifadeler alınıyor, çok sayıda gözaltı var. Ve tabi dört günlük gözaltı da süresi de olduğu için biraz hızlı yapıldı. Ama şimdi 30 güne çıkartılınca, daha rahat yapılacaktır. Dolayısıyla, gerekirse ilk ifadeler de mutlaka alırlar. Bunların hepsi detaylı bir şekilde ortaya çıkacak ifadeler arasındaki çelişkiler, başka başka deliller ortaya çıktığı zaman, onlara dair sorgular, bunların tamamı yapılacak. Diğer ifade dışında elde edilen bilgi, bulgu, belge ve olguların tek tek değerlendirmesi, analizi de bu işin gerçek şeyini ortaya çıkaracaktır. Ama şu ana kadar elde edilen bilgilerde, ne var derseniz, basına da yansıyanlar oldu. Bunun bir defa, Fethullah Gülen’in ele başı olduğu, Fethullahçı terör örgütüne mensup, Türk Silahlı Kuvvetleri, polis ve sivil ayağı da dahil, teröristlerce Fethullah Gülen’in emir ve komutası altında yapıldığı konusunda, kimsede bir tereddüdümüz yoktu.

Tabi şu anda Sayın Genelkurmay Başkanı verdiği ifadede, bunu açıkça ifade etti. Daha önce biz kendisiyle konuşurken, bizlere de ifade etti. Fethullah Gülen ile görüştürmeyi teklif ediyorlar. İtiraz edince onların dediklerini yapmaya, onunla da görüşmeyi reddediyor. Ve bu yapının elemanlarından önemli bir kısmını da onu deşifre etti. Ama şu anda onu ifadeleri ezberlemiş gibi aynı şeyleri veriyorlar. Bu bile buradaki örgütün yapısını gösteriyor. Bazıları, Fethullah Gülen’i bu işin dışında tutmak için öyle çabalar yapıyorlar ki şeyi çok net gösteriyor. Ama bu güneş bir takım karanlık insanların, karanlık elleriyle örtülebilecek bir güneş değil. Çok açık ortada, elini uzatan yanar. Onun için de bu, bütün çıplaklığıyla, şu anda ortaya dökülmüş vaziyette. Tabi Fethullahçı terör örgütüne mensup olmayan bazıları da bu işin içerisinde var. Sadece onlar değil, TSK içerisinde başka gruplar var. Onlar da bu darbeye destek vermiş durumdalar. Bakıyorsun, ben izinliyim diyor adam. Ama izinli adam bir bakıyorsunuz, efendim karargahta çıkıyor. Başka yerde çıkıyor, bu işin içerisinde. Polise bakıyorsun, ben o gün yoktum, diyor. Neredesin sen o gün, darbenin bir başka ayağında. Bütün bunların hepsi bu soruşturma süresi içerisinde ortaya çıkacak. İzinliyim diyen neredeyse onu ispat edecek. Edemediği zaman veya o çıkan şeylerin hepsinde bu ortaya bütün boyutlarıyla çıkacaktır. Fethullah Gülen’in talimatıyla, onun emir komutası altında gerçekleştirilmiş bir darbe olduğu konusunda, benim adımdan nasıl eminsem

İki Amerika Birleşik Devletleri de. Bu darbeyi Fethullah Gülen’in yaptığını, sayın Obama kendi adını ne kadar iyi biliyorsa, o kadar bildiğinden eminim. Amerikan istihbaratının bildiğinden eminim, Amerika dış işleri bakanının bildiğinden eminim. Yani şu saatten sonra, bunda bir tereddütleri olmadığından çok eminim, çok netim. Başka ülkelerde bunu biliyor. Çünkü her ülkenin istihbarat örgütü var, her ülke dünyada ne olup bittiğini biliyor. Büyük ülkelerin tamamı, bu bilginin kati derecede sahibidir. Öbür, şimdi Amerikan yönetimi veya başka yönetimler, diye bir şey yok. Bu bir prosedürdür. Ama bu işi gerçekleştiren terörist ele başının o Fethullahçı terör örgütünün lideri Fethullah Gülen olduğunu da hiçbir tereddüt yok.

AKIN ÖZTÜRK’ÜN AÇIKLAMALARI
Tabi şu anda yargılama tabi soruşturma devam ediyor. Sayın Akın Öztürk’ün açıklamaları var. Onun tekzip eden başka açıklamalar var, ifadeler var.

Tabi ben şunu anlamış değilim. Diyor ki geldi diyor genelkurmay başkanını gördü. Ortada bir darbe var akıncı üssüne genelkurmay başkanı getirilmiş ve genelkurmay başkanı dahil, eli kelepçelenerek getirilmiş, zorla getirilmiş, bir odaya hapsedilmiş. İkinci ordu komutanının o saatte, eli, gözü, ağzı bağlı. Ama Akın paşa elini kolunu sallayarak geziyor. Genelkurmay başkanının yanına geliyor, ondan sonra gidiyor Akın şeyin Yaşar paşanın gözünü açıyor, elini çözüyor. Eğer oradakilere dahil olmamış olsa, oradakiler demiyor mu ya sen ne yapıyorsun? Nasıl çözersin bunun elini, ne geziyorsun, niye bir odaya oturtmuyorlar. Niye onu genelkurmay başkanının yanına, Yaşar Paşa’nın yanına koymuyorlar? Alt katta şunlar var, üst kata çıktığında burada

Üst kata çıktım bunlar var. Benim şahsen kafam o noktada delilleri görecek. Ben şu anda söylediğini sayın Öztürk’ün söylediği ifadeleri tekzip eden o kadar çok delil var ki. Onun için bunları kim ayırt edecek, bunları ayırt edecek yargıdır. Biz bunlara hüküm vermek makamında değiliz. Ama bu işin içinde olmadığını gösteren bir delili ben görmedim şimdiye kadar. Onun ifadelerini tekzip eden de onlarca ifade var. Yarın neler çıkacak, onu bilemiyoruz. Başka ne tür deliller çıkacak. Şimdi kamera görüntülerinde ne çıkacak? Onu göreceğiz işte, Mehmet Şanver’in düğününde yaşanan görüntüler, ortaya çıktı. Şimdi o görüntülerde bulunanlar şimdi kalkıp, ben onu yaptım, şunu yaptım. Onu yapmadım bunu yapmadım demenin bir şeyi yok. Şimdi herkes beni rehin aldılar diyor. Kim rehin aldı seni? Sen koskoca ordu komutanısın veyahut da bir yerde komutansın. Emrinde asker var. İki tane çakal geliyor, elinde silah, seni rehin alıyor. Saat 8’de genelkurmay başkanı ne diyor, ben diyor bütün herkese talimat verdim, diyor. Ne talimatı vermiş, uçak kalkmayacak. Terör dahil hiçbir gerekçeyle uçaklarımız kalkmayacak. Tanklar kışladan çıkmayacak, asker kışladan çıkmayacak. Herşeyi durduruyorum. Dolayısıyla beni rehin aldı diyenlere de iyi bakmak lazım. Şimdi genelkurmay başkanı bu talimatına rağmen, onlar kendi ordularını kendi yerlerinde uygun tedbirleri alabilirler miydi? Alabilirlerdi ve alamadılar veya aldılar. Buna rağmen oluyor. Ama bütün bunların hepsi nerede çıkacak, yargı sürecinde çıkacak. Benim şimdi kafam karışık. Senin emrinde bir sürü insan var, iki tane üç tane insan gelip seni derdest ediyor, koyuyor oraya. Benim aklım almıyor, hayatın olağan akışına da pek uymuyor bunlar. Bunlar nerede çıkacak, yargı sürecinin sonunda ortaya çıkacak. Bütün deliller ortaya çıktığında, bunlar birleştirildiğinde, büyük fotoğraf ortaya çıktığında, kim nerededir, çok net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bunun tabi sivil ayakları var. Şu anda eğer darbe başarılı olmuş olsaydı, kamu binalarını teslim alacak olanlar, darbenin lehine sokağa dökülecek olan, bir takım hazırlıklar olduğuna dair de şu ana kadar ortaya çıkan şeyler içerisinde şeyler var. O yüzden bunun bu ayakları da ortaya çıkacak ki bu Fethullah Gülen’in emir komutasında yapılan bu teşebbüs, Türkiye’de bir daha tekrar etmesin, edemesin. Böyle bir güç ve kuvvete ulaşmasın, ulaşamasın.

DARBEDEN YÜKSE YARGI ÜYELERİ HABERDAR MIYDI?
Ben hepsinin değil. Ama bir kısmının bilgi sahibi olduklarına dair güçlü emareler olduğunu düşünüyorum. Yargıtay, Danıştay kanunundan sonra, pek çok tedirginlikler vardı. Oradan anlatılıyor, Cuma günü herkes çok rahat bir durumda. Çok farklı bir şey var. Şimdi Cuma gecesi olan bu hadiseden sonra, o güne kadar tedirgin olan, oraya buraya şunu yapan bir yapı birdenbire çok rahat bir duruma geliyor. Başka yerlerde de var, halkın anlattıkları da var.

Hatta bir gün iki gün önce şimdi vatandaştan akan bilgiler var. Bu, Fethullah Gülen’e bağlılığıyla bilinen terör üyelerinin yaptıklarına ilişkin, bir sürü bilgi akıyor. İşte bunlar ne kadar doğru eğri bu soruşturma sonucunda ortaya çıkacaktır. Ama bütün bunların değerlendirmeye alınması gerekiyor. Ben bunun sadece asker içerisinde bir ayağı olarak başarıya ulaşacak bir hareket olduğuna inanmıyorum. Çünkü onun başka ayakları da var. Şimdi o ayaklar da ortaya çıkacak. Ve onlar için de gereken yapılacaktır.

FETHULLAH GÜLEN’İN İADESİNE
Amerika Birleşik Devletlerine biz bu hafta Salı günü Fethullah Gülen’in iadesine ilişkin dört ayrı dosya gönderdik. Resmi yazışma yoluyla dış işleri bakanlığı ve iç işleri bakanlığı üzerinden. Öte yandan elektronik ortamda da Fethullah Gülen’in geçici olarak acilen tutuklanması talebinde bulunduk. Bildiğiniz gibi, uluslararası sözleşme gereği bir ülke talep ettiğinde diğer ülke talep edilen kişiyi geçici olarak 60 gün süreyle tutuklayabilir. Biz, bu sözleşme hükmüne istinaden geçici tutuklama talebimizi elektronik ortamda, ABD yetkililerine ilettik. Onlar da bunun değerlendirmesini yapıyorlar. Bakanlığımızla da irtibata geçtiler. İşte acil ne gerekiyor, neden acil olduğunu soruyorlar bunun. Tabi son yaşanan darbe teşebbüsünden sonra Fethullah Gülen’in Amerika birleşik devletleri yönetiminin ABD’de daha fazla tutması, onlar açısından da Türkiye ABD ilişkileri açısından da çok büyük zorluklar getirecektir. Çünkü Amerikan halkı da demokrasiye inanan bir halktır. Böyle bir darbe teşebbüsünde bulunulmuş, suikast düzenlenmiş, meclis çalışırken üzerine bomba atılmış, cumhurbaşkanlığı sarayı bombalanmış, cumhurbaşkanı infaza gidilmiş, tank insanların üzerine geçirilmiş, 246 insan bilerek ve isteyerek hedef gösterilerek, öldürülmüş ve pek çok yaralı var. Böyle bir durum karşısında ABD’nin Fethullah Gülen’i himaye eden bir yaklaşımı sürdüremeyeceğine inanıyorum. Ben buradan söylüyorum, başka zamanda da söyledim. Şimdi sayın cumhurbaşkanımızı infaz için bir tim gidiyor, bir grup gidiyor. Şimdi Obama’yı infaz için giden bir grup olsa veyahut da Amerika Birleşik Devletlerinin temsilciler meclisini, senatosunu bombalamış olsalar veya senatoyu bombalamış olsalar veya Amerika’nın New York’unda, Washington’un da başka kentlerinde tankları vatandaşın üstüne sürseler, otomatik silahlarla vatandaşı tarasalar ve bunu yapan kişileri sevk ve idare eden, bunu yapmaları konusunda emir veren kişi Türkiye’de mukim olmuş olsa, bizden Amerika bunu istese, biz vermesek, Amerika Birleşik Devletleri ne yapar? Onun için ben Amerika’nın saygıdeğer yöneticilerine buradan diyorum ki Türkiye ile bir empati yapmaları gerekir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ve ortaya çıkan fotoğrafı bu açıdan değerlendirmelerinde fayda var. Güneşin ortaya bir yerde durdu, bir yerde bu güneşi ispat edecek bilgi belge isterim, demesi de ben doğru görmüyorum. Bu bilgi, belgeyi biz aktaracağız, fazlasıyla aktaracağız. Ama ben buradan adalet bakanı olarak çok net söylüyorum, o iade konuları, bilgi belgeye göre yapılmıyor. Bilgi belge şekli işlerin tamamlanması için, uluslararası sözleşme gereği yapılan işler. Bu iade, siyasi bir karardır. ABD yönetimi, iade etmezse, efendim hukukta şu eksik, dosyada bu eksik gerekçesini söylesin.

Söylese dahi, bu doğru bir gerekçe değil. Çünkü hepimiz biliyoruz ki bu iadeler siyasi. Bir ülke, delil ne olursa olsun, birini iade etmek istemezse, ona pek çok hukuken gerekçe bulabilir. Mültecilik statüsü verir. Sözleşme var, uluslararası statüsü verilen iade edilmez. Siyasi bir olay olarak bakar, sözleşmeler var, iade edilmez, başka bir gözle bakar iade edilmez. Onun için bu konuyu salt bir hukuk açısından ele alıp uluslararası sözleşmelere göre, Türkiye herşeyi yerli yerine getirse, eksiksiz koysa dahi, iade etmek istemese etmeyebilir. Biz, hiçbir evrak koymasak, iade edebilir. Çünkü bu iade kararı, siyasi bir karar. Bir ülke, kendi ülkesinde başka ülkede suç işlemiş ve hala suç işleten, işleyen biri varsa, bunu iade etmek isterse mahkemelerin kararını hiç beklemez. Ne yapar, dekarte eder onu. Ülkeden gönderir, alır yurtdışına gönderir. E kendi vatandaşı da değil. Alıp bunu çıkarabilir. Bunun bin bir türlü yolu var, bunu yapar. İade edeceğine ben iade etmesi gerektiğine ve ABD-Türkiye ilişkilerinin bulunduğu seviye bakımından bunun çok önemli olduğuna inanıyorum. Amerika Birleşik Devletleri yöneticileri, Fethullah Gülen’i savunmakta ve onu ABD’de tutmakta, haklı bir nedene sahip değiller. Bunu söylerlerse bu siyasi değerlendirmelerdir.

Karar hukuki bir karar olmayacaktır. Hukuk delil isteriz, belge isteriz, onları versek bile ki vereceğiz, yani bu karar siyasi bir karar. Şimdi iade etmesine hukuki olarak bir engel var mı? Hiçbir engel yok.

ÇOK GENİŞ KAPSAMLI BİR DAVA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ
Gözaltı sayıları, tutuklama, adli kontrol, serbest bırakma sayılarına baktığımızda, bundan sonra yeni gözaltı ve tutuklamalar olma ihtimali de dikkate alındığında, çok geniş kapsamlı bir dava ile karşı karşıyayız. Belki cumhuriyet tarihinde böylesine büyük bir dava hiç olmadı. İlk defa olacaktır. O nedenle bunların yargılamasının tek bir yerde toplanması, bu yargılamanın sağlıklı olmaması ve bitmemesi anlamına gelir. Binlerce kişi, sanık, bunların avukatları, bunların yakınları, basın, onları izlemeye gelen kişiler, bunların hepsini alabilecek bir salon şu anda Türkiye’de yok. Tabi bunun büyük zorlukları var. Yani Buna elbette savcılarımız karar verecekler nereyle ilgili olacağına, biz bakanlık olarak biz onlara yardımcı oluruz salon konusunda bina konusunda yeni yapması konusunda yardımcı oluruz. Şu anda Ankara’da ki yargılama için Sincan’da bütün bu yargılayabilecek, hepsi için olmayabilir ama Ankara’da ki kısmı yargılayabilecek bir mahkeme salonu yapma konusunda hemen ihale yaptık, şu anda müteahhit firma çalışmaya başladı. Kısa süre içerisinde dava açılana kadar bu hazır edilmiş olacaktır. Tabi İstanbul’da da çok büyük bir kalabalık var, onlarla ilgili de başka yerlerde de Diyarbakır’da bir kalabalık var. Diğer illerimizde de var, bunlar tüm birleştirilir mi yoksa ayrı, ayrı mı görüşülür? Şu anda bizim hukukumuz ikisine de izin veriyor. Yani suç konusunda yetkili olan şey suçun işlendiği yer mahkemeleridir, soruşturma konusunda işlendiği yer savcılarıdır. Ama aralarındaki irtibat nedeniyle birleştirme yapılmasına da imkân veriyor. Şu anda pkk terör örgütü Türkiye’nin her yerinde eylem yapıyor ama bu terör örgütünün davalarının tamamı bir yerde birleştirilmiyor, ayrı, ayrı yerde yapılıyor. Benim kanaatim Fethullahçı terör örgütünün darbe teşebbüsüyle ortaya koyduğu bu eylemler nedeniyle de suçun işlendiği yerlerde ayrı, ayrı mahkemelerde görülmesi yargılamanın sıhhati bakımından da son derece önemli. Yaş ile kuruyu birbirinden ayırma bakımından da son derece önemli, verilen kararın adil olması bakımından da son derece önemli. Tabi bunlar zaman içerisinde ortaya çıkacaktır.

FETHULLAH GÜLEN TARAFINDAN YAPILDIĞI BÜTÜN YANLILARINA, FETOCU'LARA İLETİLDİ
Şimdi bir defa bunun tiyatro olduğunu söyleyen ilk darbe teşebbüsünün başarısız olduğu emareleri ortaya çıkar çıkmaz Fethullah Gülen denilen bu darbenin emir komutasını, sevk ve idaresini yapan Fethullah Gülen tarafından yapıldığı bütün yanlılarına, Fetoculara iletildi ve onların meydana girmesi istendi. Meydanda fotoğraflar verip kendinizi gösterin, Tayyip Erdoğan’ı övün ve her tarafa da bunun bir senaryo olduğunu yazın. Nasıl bir senaryo ki Tayyip Erdoğan kendini infaz etmek için tim geliyor yanındakiler şehit oluyor. Nasıl bir senaryo ki Meclis bombalanıyor, Cumhurbaşkanlığı bombalanıyor. Nasıl bir senaryo ki tanklar insanların üzerine sürüyor ve bu senaryoda rol alanların hepsi tartışmasız Fethullah Gülen öl dediği zaman ölmeyi şeref kabul eden, öldür dediği zaman öldürmeyi şeref kabul eden ve bunu kendini cennete götürecek amel zanneden kişiler tarafından yapılıyor. Yani Fetoş’un bütün adamları o zaman Tayyip Bey’in emrine mi girdiler? Böyle bir saçmalık olabilir mi? Bu propaganda Fethullah Gülen’in bu başarısızlığı kamufle edip buradan kendine yeni bir yol çıkmak için ortaya attığı kirli bir propaganda. Avrupa’da da orada da burada da parayla satın aldığı alçaklar vasıtasıyla. Pek çoğu Fetoş’un adamları tarafından parayla besleniyorlar, parayla yazdırıyorlar ve bir takım imkânlar veriyor ve oralarda, oralardan ne yapıyor? Bunu yaymaya çalışıyor. Bunlar herkesi, alemi kör, herkesi sersem zannediyor. Gelin bunu siz bu millete anlatın bakalım, bu darbe efendim tiyatro mu? Gerçek mi? Değil mi? Bu millete gelip söyleyin bakalım. Bakın dün işte kaseti çıktı, bir yandan darbeyi ben yaptım anlamına gelen itiraflar var, öte yandan bu darbeye karşı çıkan, tankın üstüne çıkan ve püskürtülen darbe nedeniyle sevincini ortaya koyan vatandaşlarımıza ahmaklar diyor. Kendi ahmağın biri ama onu söylüyor, hakaret ediyor vatandaşlara. Arkasından sevinin, sevinin yani arkası gelecek anlamına gelen şeyler söylüyor. Arkasından herkesi ölümle tehdit ediyor. Eğer diyor yaşarlarsa diyor şöyle zillete düşecekler, ölürlerse de keşke, keşke diyecekler. Bu öldürün talimatıdır, öte yandan da yakalanmış adamlarına itirafçı olmayın, dik durun, tarih sizi yazacak diye onları gaza getiriyor. Niye gaza getiriyorsun, çık Türkiye’ye gelsene, onlar tarihe geçeceğine sen tarihe geç, gel bakayım, seni paragraf, paragraf yazsınlar, makta, makta tarih seni yazsın. Ama bu milleti kandırdığı, beynini yıkadığı çocuklarına siz dik durun, siz hayatınızı feda edin, her şeyi yapın, tarih sizi kaydedecek, o kendisi Pensilvanya’da saraylarda yaşayacak. Gaz veriyor ve tehdit ediyor, hem kendi adamlarını tehdit ediyor, hem bunun karşısında duran halkı tehdit ediyor, hem bunun karşısında duran herkesi ölümle tehdit ediyor. Ve öbür tarafta sanki cennet cehennem kontrolünde öbür tarafta da azapla tehdit ediyor. Adam dünyanın da hâkimi haşa, ahiretin de hakimi gibi davranıyor, bu bir sapıklıktır, bu ayrı bir olay. Onun için ben Avrupa’da başka yerde bu işe tiyatro diyenler bu işin arkasında olanlar, bu işin içinde olanlar. Kim ki bu işe tiyatro diyorsa bu işin adım gibi eminim bir yerinde varlar, dış desteğin tarafıdır, içeride de bu işin tarafıdır. Bu Fetoşun adamların bakın sosyal medyada bunun tiyatro olduğunu söyleyenlere bakın sadece bir inceleme yapın, savcılar zaten inceliyor zaten bunu, bakın büyük bir kısmı Fethullah Gülen’in emir komutası için ölmeyi şeref zanneden zavallılar. Öbür bir kısmı da onlarla beraber hareket edenler, bir kısmı da Tayyip Erdoğan düşmanlığı nedeniyle her şeye inanmayı bu düşmanlığın gereği zannedenler. Onun için bu büyük bir iftiradır, bu millete, herkese çok büyük bir saygısızlıktır. Herkes bunun cevabını verecektir.

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

3 + 4 = ?

 
haber yazılımı: buki