ABD Senatörlerine Açık Mektup

Sizler, ABD Senato üyesi 74 yufka yürekli zevat olarak gözlerimizi bir kez daha yaşarttınız. Hassasiyetiniz; hak, hukuk ve özgürlüğe düşkünlüğünüz her türlü takdirin üzerindedir. Siz narin, nahif vicdanlı, merhametli senatörlerin varlığı ile bütün dünya ne kadar sevinse azdır.
Yayınlanma tarihi: 24 Mart 2015, Salı günü, saat: 21:38

Sizler, ABD Senato üyesi 74 yufka yürekli zevat olarak gözlerimizi bir kez daha yaşarttınız. Hassasiyetiniz; hak, hukuk ve özgürlüğe düşkünlüğünüz her türlü takdirin üzerindedir. Siz narin, nahif vicdanlı, merhametli senatörlerin varlığı ile bütün dünya ne kadar sevinse azdır. Özellikle Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının, basın özgürlüğünün gelişmesi için gayrete gelmiş olmanıza nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz. İmzadan imtina eden diğer duyarsız senatörleriniz Türkiye’yi pek sevmiyorlar galiba. Onları da yola getireceğinizden eminiz. Yozgatlı Etem Abi’nin oğlu Ekrem’i düşünmenizden gözlerimiz doldu. “Çamlığın başında tüten tütün”ün dumanı sardı dört bir yanımızı. Yozgat Sürmelisi’ne merak sardırdığınızı bilmiyorduk doğrusu. Yaren meclisine Türkiye’den hangi dostlarınızı davet etmeyi düşünüyorsunuz? Kına gecesinde “Yüksek yüksek tepeler”i hangi vokal grubu söyleyecek? Pensilvanya caz orkestrasına ne görev verdiniz? Sıra gecesi ne zaman? Kazancı Bedih dinletisi mi yoksa Elia Kazan gösterisi mi sunacaksınız? Hazır İbrahim Tatlıses – A. T. Alkan’ın itirazlarına rağmen sahib-i meâl ü idrak-i meâli sahibi, mülaane ve mübahale yorumcusu Ali Bulaç’ın “Anavatan” diye tavsif ettiği – yurdunuzda iken tedavisini iyi yapın da size çok güzel bir uzun hava çeksin. Eminim Pavarotti’yi unutturacaktır. Yine de memnun kalmazsanız davet edin Ajdar’ı gönderelim. Size ne “Nane”ler okuyacaktır tahmin bile edemezsiniz.

Sohbet iyi gidiyor a dostlar ama internetten size bol köpüklü Türk kahvesi sipariş edeyim de kahveler gelinceye kadar birkaç basit soru sormama müsaade buyurun:

Şimdiye kadar nerelerdeydiniz? Kahraman (!) askerleriniz Herkül uşaklarıyla (Herkül ismine okuyucularımız lütfen dikkat buyursun) Vietnam’ı bombalarken çiçek tohumu mu atıyorlardı? Veya Hiroşima ve Nagazaki’ye attığınız atom bombaları haşerat öldürmek için atılan sinek ilacı mıydı?

Tarihinizde isterseniz biraz daha geriye gidelim veya bantı ileri saralım, fark etmez. Avrupa hapishanelerinden kaçan soygunular, kelle ve define avcıları, korsanlar, esir tüccarları, yerli ahali Kızılderililer’in kafa derisini yüzenler, siyahi Afrikalılıarı köleleştirenler, Kunta Kinte’nin patronları sizin atalarınız değil miydi? “Kökler”ini siz kurutmadınız mı? Bilmiyorsanız Alex Haley’i bir daha okuyunuz. Dünya’nın dört bir yanını ateşe veren silah tüccarları nereli?

Tarihin en büyük soykırımlarından biri olan Bosna Müslümanlarının katliamında mektup yazacak kaleminiz yok muydu? İmza atacak parmaklarınız kırık mıydı?

Yıllarca süren İsrail işgali ve zulmü altındaki Filistinlileri hiç mi duymadınız? Kemikleri taşla kırılan köpeklerle avlanan çocuklara acıma hissiniz neden uyanmadı?

Guantanamo üssündeki tesisleriniz beş yıldızlı turistik tesis miydi? Orada işkence edilen, öldürülen, aklını yitiren Müslümanlar yoksa insan değil miydi?

Ebu Gureyb zindanında çırılçıplak soyulup işkence edilen, evleri basılıp ırzına tasallut edildikten sonra öldürülen Müslümanları izlerken kadehiniz elinizden düştü mü? Yoksa iştahınız artıp fondip mi yaptınız? Mısır’daki Baltacılar, atlar ve develerle göstericilerin üzerine silah ve palalarla saldırırken gösteri hak ve hürriyetleri rafa mı kalkmıştı? Seçimle gelen Mursi’yi deviren Sisi kutsal şarapla yıkanmış veya kutsal ekmeği paylaştığınız dostunuz olduğu için mi Mısır’daki darbeyi kınayan iki satır mektup yazamadınız?

Çin zulmü altındaki milyonlarca Uygur Türkü yıllar boyu ezilir, horlanır, öldürülür ve hatta ölümden de öte, kızları umumhanede çalışmaya zorlanırken İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yürürlükten mi kalkmıştı? Üstelik Çin, BM’de veto hakkı olan beş yoldaşınızdan biri iken söyleyecek bir çift sözünüz yok muydu?

Be hey insafsızlar, yeni mi HİDAYET’e erdiniz? Durun hele, mektup yazdığınız Kerry’nin devrilmesini istemediğini söylediği kimyasal katil Esed’in zulümlerini, Eritre’yi, Moro’yu, Myanmar’ı, Afrika ülkelerini ve diğerlerini saymadım bile. Sizin için haklarını koruduğunu iddia ettiğiniz İNSAN kim?

Türkiye’ye olan aşırı ilginizin bir sebebi de 12 Eylül’de olduğu gibi iş bitirecek “Bizim Çocuklar”ınızın artık olmamasından mı? Fakat telaş etmeyiniz, merak buyurmayınız, hayranlarınız hiç de azalmadı bu ülkede. Eskiden sadece fötr şapkalılar sizin “Manda”nızı isterdi. Şimdilerde başı takkeli muhibbanınız var. Sizden gelecek sineğe bile hikmet nazarıyla bakmaya amadeler. Mektuplarınız onların gönlüne öyle ferahlık verdi ki artık rüyada Peygamber görmekten bile vaz geçtiler. Kanallarında mektubunuzu neşrederken her biri birer mektup müfessiri oldu. Mektuplarınızı vird-i zeban eyleyip nur efşan risaleleri bir kenara ittiler. Hakikat ehli nur şakirdlerini ise tahşiyeci ilan edip haşladılar, terör havanında dövdüler. Mektubatın yerini çoktan aldınız bile.

Neticeten diyeceğim o ki, camlı köşkte oturuyorsanız bizim penceremize taş atmayınız. Bilir misiniz, bizim edebiyatımızda sizin bu mektubunuza yıllar önce verilmiş bir cevap vardır:
“Onlar ki verirler lâf ile âleme nizamat
Binlerce teseyyüp bulunur hanelerinde”
Sizi gidi medeniyet canavarının son dişi olan ölüm makinaları, timsah gözyaşlarınızı kendinize saklayın. Giydiğiniz kuzu postunu çıkarın. Artık Kırmızı Başlıklı Kız’ın ninesi olmadığınızı dünya âlem biliyor. Bırakın masal okumayı. Hadi herkes işine baksın.
Siz herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsınız?

Zühtü Acun

Etiketler: zühtü acun  

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

10 + 4 = ?

 
haber yazılımı: buki